Hilal

Hilal
@EnisArden
Ve biz yine bir kış daha geçireceğiz, Büyük öfkemizin içinde, Ve mukaddes ümidimizin ateşinde ısınarak... Nazım Hikmet
Günlerden bir gün kanadı kırık bir kuş Hz Süleyman’a gider ve kendini o hale getiren adamdan şikayetçi olur.adamı getirirler huzura. Sırtında derviş cübbesi, başında serpuşu bir adam.Hz. Süleyman kuşun şikâyetinden soz edip adama ne olduğunu sorar. 'Sultanım, bu kuşu avlamak istedim. Beni gördü kaçmadı, yanına gittim, yine kaçmadı. Bana teslim olacağım düşünüp üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı.' deyince Süleyman kuşa döner: Bak, şikâyetçisin ama adam haklı. Madem gördün, yaklaştığını fark ettin neden kaçmadın? Sinsice sokulmamış ki apaçık gelmiş yanına! Kaçıp kurtulabilir, bu duruma düşmezdin. Şimdi niçin şikâyet ediyorsun?' Kuş: 'Sultanım, bakınız kıyafetine. Ben onu derviş kıyafetinde görünce bir dervişten bana zarar gelmez diye düşünüp kaçmadım. Dervişlerin gönlünde Yaradan'ın merhamet ırmağı çağlamaz mı? Allah'tan korkarlar, diye düşündüm.' Hz. Süleyman şaşırır ve hak verir kuşa, kısas yapılmasini emreder: 'Hemen dervişin kolunu kırın!' deyince yaralı kuş çırpınır: 'Efendim, sakın öyle bir şey yapmasınlar!' Sebebini soran Hz. Süleyman'a: 'Kolu iyileşince yine aynı şeyi yapacaktır. Üzerindeki derviş hırkasını çıkarttırın ve giymekten menedin. Çıkartsın ki benim gibi kuşlar aldanmasın.'
Sayfa 75·Kitabı okudu
Reklam
Yaşamak , her şeyden önce dehşete katlanmak anlamına geliyordu
Sayfa 57·Kitabı okudu
Bizde buna bir de annemle babamın kileri yiyecek depolamak için kullanmaması eklendi. Yumurta turşusuyla dolu kavanozlar ya da tonbalığı konserveleri yerine Turgenyev, Kafka, Dostoyevski, Shakespeare, Tolstoy'un eserlerinin toplu basımları üst üste yığılmıştı orada. Zira annem klasikleri sever, ama yemek pişirmekten nefret ederdi.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Kızama, barış dolu bir hayat için
Çılgın evladım! Canım benim! Onu sırtıma alıp taşımaya hazırım şimdi; ona mavi bir balon alacağıma söz veriyorum; eski Tuna üzerinde kayıkla dolaşacağız, sana pul bulacağım diyorum. Dizini bir yere vurdu mu, üflüyorum incinen yere; bir hesap ödevi olunca kendisine yardım ediyorum. Onu bu yoldan yeniden diriltemezsem bile, gene de şöyle düşünmek için vakit geç değil henüz: Evet, bağrıma bastım bu oğulu; ona güler yüz gösteremedim, çünkü onunla ilgili tasarılarımda çok ileri gittim. Çok ileri gitme! Önce ilerlemeyi öğren! Bunu önce kendin öğren !
Sayfa 90·Kitabı okudu
Reklam