Umutsuz değilim , bir de bana sorun , nasıl unuttum.Sıcacık, sarı tüylerinde parmaklarımı , ruhumu dinlendirdiğim küçümencik kedim, şimdi , buzlarla kaplı Ankara sokaklarında can veriyor.
Sayın gözlüklü Ağır Ceza Reisi, vicdanının sızlamış olması bile bir ilerleme sayılabilir. Hep birkaç kuruş ekmek parası yüzünden degil midir ki vicdanının sesine kulaklarını tıkamak zorunda kaldın. Yukarıdan gelen emir, benim "Tren" şiiri için küplere binen ismet Paşa’yla Şükrü Kaya'dan gelebilir. Sen de işinden olmamak ugruna adaletin kaçına bir şaplak indirip onu kapıdan kovdun. Dört yılın cehennem gibi fırınında dört genci kebap etmeyi göze alabildin. Peki, peki, yargıçlık bunun neresinde? Bunu doğrudan doğruya da yapabilirdi, neden seni bir zavallı maşa gibi kullanarak adaleti böyle kötü bir biçimde kirlettiler?