Hala kuşku duyabilmek için neler vermezdim. Kuşkulandığım zamanlar benim için çok zordu ama şimdikinden daha iyiydi. Kuşkulanırken umudum vardı ama şimdi umudum yok.
Ölüm, hiç de eskiden göründüğü kadar uzak değildi. Ölüm kendisinin de içinde vardı, bunu hissediyordu. Şimdi değilse yarın, yarın değilse otuz yıl sonra, hepsi bir değil mi? Peki bu kaçınılmaz ölüm ne demekti, bunu bilmemesi bir yana, bu konuyu hiç düşünmemiş, düşünememiş ve düşünmeye cesaret edememişti.
Yorgun gözlerin bazen çift görmesi gibi ruhundaki her şeyin çift olmaya başladığını hissediyordu. Bazen neden korktuğunu, ne istediğini bilmiyordu. O olan şeyden ya da olacak şeyden korkuyor mu yoksa onu istiyor mu, tam olarak ne istiyor, bilemiyordu.