Entegre chip

Entegre chip
@Entegre
S: Arzuların iyi ve kötü, yüksek ve alçak olanları yok mudur? M: Bütün arzular kötüdür ama bazıları diğerlerinden daha kötüdür. Bir arzunun peşine düşün, size daima sıkıntı ve dert getirecektir. S: Arzulardan kurtulma arzusu bile mi? M: Niçin arzulamalı? Arzulardan kurtulma arzusu sizi özgür kılmayacaktır. Sizi hiçbir şey özgür kılamaz, çünkü siz zaten özgürsünüz. Kendinizi arzudan arınmış bir berraklıkla görün, bu kadar.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
M: Her şey özneldir, fakat gerçek nesneldir. S: Ne anlamda? M: O anılara ve beklentilere, arzulara ve korkulara, sempati ve antipatilere bağlı (tabi) değildir. Her şey olduğu gibi görünür. S: Bu sizin dördüncü hal (turiya) dediğiniz midir? M: Ona her ne derseniz deyin. O sürekli, tam, değişmez, başlangıcı ve sonu olmayan, daima yeni, daima taze olandır. S: Ona nasıl erişilir? M: Arzusuzluk ve korkusuzluk sizi oraya götürecektir.
S: O harika deneyimlerimin anıları hiç aklımdan çıkmıyorlar. Onları geri istiyorum. M: Onları geri istediğiniz içindir ki onlara sahip olamıyorsunuz. Bir şeyi şiddetle arzu etme hali tüm daha derin deneyimlerin önünü tıkar. Ne istediğini tam ve kesin olarak bilen bir zihin değerli bir deneyim yaşayamaz, çünkü zihnin hayal edebileceği ve isteyebileceği hiçbir şey fazla değer taşımaz. S: O halde hangi şey istemeye değer? M: En iyiyi isteyin. En yüce mutluluğu, en büyük özgürlüğü. Emel ve arzu taşımamak en büyük mutluluktur. S: Arzulardan kurtulmuşluk değil benim istediğim özgürlük. Ben özlemlerimi gerçekleştirmek için özgürlük istiyorum. M: Özlemlerinizi gerçekleştirmek için özgürsünüz. İşin doğru su, başka bir şey yaptığınız yok. S: Çalışıyorum ama beni umutsuzluğa düşüren engeller var. M: Onları yenin. S: Yapamıyorum, fazla zayıfım. M: Sizi zayıf kılan ne? Zayıflık nedir? Başkaları arzularını gerçekleştiriyorlar, siz neden yapamıyorsunuz? S: Enerjim yetersiz olmalı. M: Enerjinize ne oldu? Nereye gitti? Siz onu birbirleriyle çelişen birçok arzu ve arayış içinde dağıtmadınız mı? Sizin sonsuz enerji birikiminiz yok ki? S: Neden yok? M: Hedefleriniz, amaçlarınız küçük ve düşük düzeyli. Bunlar fazla enerji çekmezler kendilerine. Ancak Tanrı'nın enerjisi sonsuzdur - çünkü o kendi için hiçbir şey istemez. O'nun gibi olun, o zaman bütün arzularınız gerçekleşir. Hedefleriniz ne denli yüksek, arzularınız ne denli geniş ise onların gerçekleşmeleri için o kadar çok enerjiniz olur. İyi olanı isteyin, o zaman bütün evren sizinle birlikte çalışacaktır. Fakat kendi zevkinizin peşindeyseniz, onu zor yoldan kazanmak zorundasınız. Arzulamadan önce hak edin, layık olun.
S: Her sabah gazeteyi alıp, dünyanın yoksulluk, nefret, savaşlar gibi dertlerinin azalmaksızın devam ettiğini çaresizlik ve yılgınlık içinde okuyorum. Benim sorularım keder olgusu, onun nedeni ve çaresiyle ilgili. Çarenin Budizm olduğunu söyleyerek beni başınızdan savmayın! Beni etiketlemeyin. Sizin nedensizlik üzerinde ısrar etmeniz, dünyanın değişebileceği hakkındaki tüm umutları yok ediyor. M: Siz karmaşa içindesiniz, çünkü dünyanın içinde olduğunuza inanıyorsunuz, dünyanın sizin içinizde olduğuna değil. Önce kim geldi, siz mi, ana-babanız mı? Siz belli bir zamanda ve yerde doğduğunuzu, bir ana-babanız, bir bedeniniz ve isminiz olduğunu hayal ediyorsunuz. İşte bu sizin günahınız ve felaketinizdir. Eğer onun üstünde çalışırsanız dünyanızı değiştirebilirsiniz elbette. Elbette çalışın. Sizi kim durdurur? Cesaretinizi ve hevesinizi asla kırmadım. Nedenli olsun nedensiz olsun bu dünyayı siz yaptınız ve onu değiştirebilirsiniz. S: Nedensiz bir dünya tümüyle benim kontrolüm dışındadır. M: Tam tersine, tek kaynağı ve tek zemini (ortamı) siz olduğunuz bir dünyayı değiştirmek tümüyle sizin gücünüz dahilindedir. Yaratılmış olan eritilip dağıtılabilir ve yeniden yaratılabilir. Eğer gerçekten isterseniz istediğiniz her şey vaki olacaktır. S: Bütün bilmek istediğim, dünyanın dertleriyle nasıl başa çıkabileceğimizdir. M: Siz onları kendi arzularınız ve korkularınız yüzünden yarattınız, onlarla başa çıkın. Hepsi kendi gerçek varlığınızı unutmuş olmanızdan dolayı vardır. Perdedeki filme gerçeklik verdiğinizden, oradaki insanları seviyor, onlarla birlikte acı çekiyor, onları kurtarmaya çalışıyorsunuz. Ama iş böyle değil. Siz işe kendinizle başlamalısınız. Başka yol yoktur. S: Sizin evreniniz mümkün olabilecek tüm deneyimleri içerir görünüyor. Birey onun içinde kendince bir yol
Araştırmalar gösteriyor ki, boşanmaların büyük çoğunluğunun sebebi evliliktir. Açıkça görünüyor ki, evlilik aslında çok daha tehlikelidir. Ergenlik yaşındaki birinin eline silah vermek gibidir. Hangimiz, bir sevdaya tutulduğumuzda, "ölüm bizi ayırana kadar" diyecek zihinsel yeterliliğe sahip oluruz ki? Hangimiz gerçekten, "Her ihtimali düşündüm ve bu hayatımın sonuna kadar isteyebileceğim tek şey" diyebiliriz ki?