S: Her sabah gazeteyi alıp, dünyanın yoksulluk, nefret, savaşlar gibi dertlerinin azalmaksızın devam ettiğini çaresizlik ve yılgınlık içinde okuyorum. Benim sorularım keder olgusu, onun nedeni ve çaresiyle ilgili. Çarenin Budizm olduğunu söyleyerek beni başınızdan savmayın! Beni etiketlemeyin. Sizin nedensizlik üzerinde ısrar etmeniz, dünyanın değişebileceği hakkındaki tüm umutları yok ediyor.
M: Siz karmaşa içindesiniz, çünkü dünyanın içinde olduğunuza inanıyorsunuz, dünyanın sizin içinizde olduğuna değil.
Önce kim geldi, siz mi, ana-babanız mı? Siz belli bir zamanda ve yerde doğduğunuzu, bir ana-babanız, bir bedeniniz ve isminiz olduğunu hayal ediyorsunuz. İşte bu sizin günahınız ve felaketinizdir. Eğer onun üstünde çalışırsanız dünyanızı değiştirebilirsiniz elbette. Elbette çalışın. Sizi kim durdurur? Cesaretinizi ve hevesinizi asla kırmadım. Nedenli olsun nedensiz olsun bu dünyayı siz yaptınız ve onu değiştirebilirsiniz.
S: Nedensiz bir dünya tümüyle benim kontrolüm dışındadır.
M: Tam tersine, tek kaynağı ve tek zemini (ortamı) siz olduğunuz bir dünyayı değiştirmek tümüyle sizin gücünüz dahilindedir. Yaratılmış olan eritilip dağıtılabilir ve yeniden yaratılabilir. Eğer gerçekten isterseniz istediğiniz her şey vaki olacaktır.
S: Bütün bilmek istediğim, dünyanın dertleriyle nasıl başa çıkabileceğimizdir.
M: Siz onları kendi arzularınız ve korkularınız yüzünden yarattınız, onlarla başa çıkın. Hepsi kendi gerçek varlığınızı unutmuş olmanızdan dolayı vardır. Perdedeki filme gerçeklik verdiğinizden, oradaki insanları seviyor, onlarla birlikte acı çekiyor, onları kurtarmaya çalışıyorsunuz. Ama iş böyle değil. Siz işe kendinizle başlamalısınız. Başka yol yoktur.
S: Sizin evreniniz mümkün olabilecek tüm deneyimleri içerir görünüyor. Birey onun içinde kendince bir yol