Mükemmel olduğunu düşündüğünüz çikolatalı pastayı bulup etrafınızı onunla doldurursanız, bu pasta sonunda cazibesini kaybedecektir. Bir şey, sadece yeni ya da görece nadide bir şey olduğunda size haz verir. Onu ne kadar çok deneyimlerseniz o kadar rutine dönüşür ve bir süre sonra hayatınızın fonunun bir parçası olur.
Sevgiliniz şu anda sizi ne kadar büyülemiş olursa olsun, bir süre sonra ilişkinizin tensel kısmı sıkıcı hale gelecektir. Bir zamanlar onda çekici bulduğunuz sesinin tınısı, gözlerinin rengi veya vücudunun şekli gibi belli özelliklerini artık fark etmemeye başlarsınız. Tek ilgilendiğiniz şey ilişkinin pratik ve entelektüel boyutudur, başka bir deyişle, projeleri beraber ne kadar iyi yürüttüğünüzdür. Gözlerinin renginin artık bir önemi yoktur.
Aynı durumu uyuşturucu bağımlıları da yaşar. Yeni bir uyuşturucudan alınan ilk keyif muhteşemdir, İkincisi de neredeyse ilki kadar iyidir, üçüncüsü iyidir, dördüncüsü rutindir vs. Zamanla, aynı etkiyi yakalamak için gittikçe daha fazla uyuşturucu almanız gerekir ve sonunda artık bu bile işe yaramaz.
Kısa süre sonra uyuşturucuyu, artık kafanızı güzel yapacağı için değil onu almadığınızda kötü hissettiğiniz için alıyor olursunuz.
Psikolojide buna verilen ad "alışma"dır. İyi ya da kötü, yeni bir deneyimle karşılaştığınızda beyniniz eninde sonunda ona alışacaktır ve deneyim normal ve sıradan gelmeye başlayacaktır. Deneyimin bedensel hazları yok olup gitmeye mahkûmdur, geriye kalan şey ise yaşamın pratik sorunlarıdır.
Piyangodan yüz milyon dolar kazanmak harika olurdu. Bu deneyim başlangıçta heyecan verici olur ve bütün sorunlarınızı çözecekmiş gibi görünür. Fakat nihayetinde bu talihli durum bile sıradan bir hal alacaktır. Evet, sorunlarınızın bir kısmı çözülür ama onların yerini yepyeni hatta belki de paranın
Cinsellik o kadar güçlü bir dürtüdür ki onu sansürlemeye ya da herkese çok az düşecek şekilde pay etmeye kalkarsanız, insanların yapacakları hainliklerin sınırı olmayacaktır.
Herkesin bir kişiliği vardır ve yetişkinliğe erişildikten sonra kişilik pek değişmez. Boşandığınız kişi, evlendiğiniz kişinin ta kendisidir; sadece daha fazla yanını görüyorsunuzdur. İhtiyaç duyduğunuz bütün veriler evlilikten önce de hazırdı ama siz onları aramadınız ve hatta veriler gözünüzün içine girdiğinde bile görmemeyi tercih ettiniz. Tüm bu olup bitenler boyunca, karşınızdaki kişi hep olduğu gibiydi. Onu ilahlaştıran sizdiniz.
60'ların sonları, "özgür aşk" çağıydı. Bu yıllarda doğum kontrolü ilk kez yaygınlaşmaya başlıyor ve "Cinsel Devrim" yaşanıyordu. Cinsellik olduğu yerden çıkarılıp açıkça tartışılmaya başlanıyor ve uç noktalara kadar yaşanıyordu. Aşk artık "özgürdü" ama böyle kalmadı. Sonunda gerçeklik ona yetişti.
Hippilerin tavşanlar gibi çiftleşmesinde bir sorun yoktu, ama o tarihi soru hala cevaplanmamıştı: Peki sonra ne yapacaksınız? Cinselliğinizi keşfetmek heyecan verici olabilir ama o büyük heyecan uzun sürmez. Tüm Kama Sutra pozisyonlarını denedikten sonra, çok fazla çikolatalı pasta yemek gibi bir etki yapar: Size artık aynı heyecanı vermez.
Onun yerine, öncesinde olduğu gibi yeniden hayatın dertleriyle baş başa kalırsınız.