Yaşam yolculuğunuz artık bir serüven olmaz, o sadece bir şeye erişme, bir şeyi elde etme, "onu yapma" konusunda saplantılı bir ihtiyaç haline gelmiştir. Artık ne yol kenarındaki çiçekleri görüp koklar, ne de Şimdi'de mevcutken tüm çevrenizde gelişen yaşamın güzelliğinin ve mucizesinin farkında olursunuz.
Siz hep bulunduğunuz yerden başka bir yere ulaşmaya mi çalışıyorsunuz? Yaptığınız şeylerin çoğu sadece bir sonuca ulaşma vasıtası mı?
Doyumunuz daima gelecekte mi, ya da seks, yemek, içki, uyuşturucu veya heyecan gibi kısa-ömürlü hazlarla mı sınırlı?
Siz daima bir şey olma, bir şey elde etme, bir şeye erişme üzerinde mi odaklanıyorsunuz ya da yeni heyecanların ve hazların peşinden mi koşuyorsunuz? Eğer daha fazla şey elde ederseniz daha doyumlu hale geleceğinize, yeterince iyi ya da psikolojik olarak tamam olacağınıza mı inanıyorsunuz?
Bir erkeğin ya da kadının yaşamınıza anlam
kazandırmasını mi bekliyorsunuz?
Normal, zihinle-özdeşleşmiş ya da aydınlanmamış bilinç hali içindeyken, şimdi'de yatan güç ve sonsuz yaratıcı potansiyel psikolojik-zaman tarafından tamamen örtülüp gizlenir.
O zaman yaşamınız canlılığını, tatlılığını, hayret ve hayranlık duygusunu yitirir. Eski düşünce, duygu, davranış, tepki ve arzu kalıpları tekrar tekrar sergilenip durur, bu zihninizde bulunan ve size bir tür kimlik veren, ama şimdi'nin realitesini çarpitan, olduğundan başka gösteren ya da gizleyen bir senaryodur.
Zihin o zaman doyum vermeyen şimdiki andan bir kaçış olarak geleceğe saplantılı bir biçimde bağlanır. Sizin gelecek olarak algıladığınız şey şimdiki bilinç halinizin asli bir parçasıdır.
Eğer zihniniz geçmişin ağır bir yükünü taşıyorsa, aynı şeyi daha fazla deneyimleyeceksinizdir.
Geçmiş kendini o anda mevcudiyetin yokluğu yoluyla sürdürür. Geleceği şekillendiren şey bu