"20. yüzyılda" dedim, "biz eğlendirmeye yönelik mesleklere diğerlerinden fazla değer biçerdik sanırım; çünkü para ve ün gibi en kıymetli ödüllerimizi sinema veya TV'de bizi eğlendiren kişilere ya da spor yıldızlarına verirdik."
Carol, "Çünkü mikro adam öyle mutsuzdu ki, her türlü eğlenceyi kaçış yolu olarak kullanıyordu" diye açıkladı, "doğal olarak, eğlendiren kişilere de diğerlerinden fazla para ödeniyordu."
"Eğitime biçtiğimiz değerin de pek fazla olduğu söylenemez, biliyorsun değil mi?" diye düşüncemi sürdürdüm. "Öğretmenlik en düşük ücretli işlerden biriydi."
"Bu doğru Jon" diye yanıtladı Carol. "Mikro adam eğitime çok az önem verdi. Bu yüzden okullarınız genelde, öğrencilerine nasıl yaratıcı biçimde düşüneceklerini öğretmek yerine, onlara olayları ve ayrıntılarını nasıl ezberleyeceklerini öğreten yetersiz öğretmenlerle dolduruldu. Yabancı dil, cebir ve yüksek matematik gibi ortalama insanın çok az kullanacağı konular için büyük zaman harcanırken, insan davranışı ve
yaşam felsefesi gibi en önemli konulara eğitim programlarında ya çok az yer verildi ya da bunlara hiç değinilmedi. Ben bu ikisini birlikte değerlendiriyorum, çünkü insanın davranışı her zaman inançlarının ürünüdür, inançları da yaşam felsefesini oluşturur."