Entegre chip

Entegre chip
@Entegre
Kapıyı açtığımda pencerenin önünde duran güzel ikiz eşimi gördüm, gülümseyerek bana doğru döndü. Kalbim duracak gibiydi, soluğum hızlanmıştı, yaşlar gözlerimi acıtıyordu. "Lea" dedim, "sen dünyanın en tatlı, en heyecan verici kadınısın. Seninle ilgili duygularımı anlatacak sözcük bulamıyorum." "Sen ben'sin Jon" diye yanıtladı, "benim ikiz ruhumsun, nasıl hissettiğini bana anlatmak zorunda değilsin, çünkü onlar aynı zamanda benim de duygularım."
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Karl hemen sordu "Şu Makro Bağlantı saçmalığı -ne dersin, püf noktası o olabilir mi? Burada da işe yarar mı? Hem o gerçekten nedir?" "O nedir? Karl'a bunu tanımlamak için bir yol bulmaya çalıştım. "Pekâlâ, eğer bir süre durup da, kendini tamamen ve mükemmel bir biçimde çevrendeki hava ve başka her şeyle en küçük molekülüne kadar bir olmuş hayal edersen, bu Makro Bağlantı'yi tanımlayabileceğim en kısa yol olabilir. Sadece, havayı bedenini oluşturan atomların arasında hisset ve her şeyin mükemmel, her şeyin 'bir' olduğunu fark et. Bunun çok iyi bir tanımlama olmadığını biliyorum, ama yapabileceğimin en iyisi bu." Karl parmağını sallayarak odanın içinde dört dönüp dans ederken, "sanırım buna Makro ruh halini deneyimlemek diyebiliriz" diye sataştı. "2150'ye özgü yeni bir deyim yaşamımıza ancak zenginlik katar."
Tipiye rağmen mağaza orta yaşlı kadınlarla doluydu, birkaç da yaşlı adam vardı. Öğrencilerde gördüğüm canlılık ve coşku burada yoktu. Bu insanlar, öğrencilerde dengeyi sağlayan neşe ve dostluk gibi duyguları barındırmaksızın, onların bütün korku ve kuşkularını taşıyorlardı. Küçük, aptalca fikir ve alışkanlıklara saplanıp, bu saplantıları kendileri için bir mezar haline getirene kadar her geçen yıl biraz daha kazıp derinleştiren, tekdüze, kullanım dışı kalmış otomatlara benziyorlardı. Mikro adamın dar, katı yaşam kalıpları başarısızlıktan kaçınmak amacıyla kendisi tarafından tasarlanmıştı. Oysa bu kalıplar onu zamanla, kendi kurduğu küçük hapishanesinin dışındaki dünyayla baş etmekte yetersiz olduğuna inandırmaya yaradı.
Tıpta bilinenlerin % 50'si yanlıştır! Yirmi yıldan fazla bir süredir icra ettiğim hekimlik hayatımda geldiğim nokta işte bu. Durun bir dakika! Bu kitabı okuyan meslektaşlarımın büyük bir kızgınlıkla bana karşı kollarını sıvadığını hissedebiliyorum. Meslek hayatım boyunca onca yazı, makale ve kitap okudum; binlerce anjio ve stent taktım; on binlerce hasta muayene ettim, dertlerini dinledim. Sonunda geldiğim nokta "Tıpta bilinenlerin %50 si yanlıştır" yüzleşmesidir. Meslektaşlarımı daha fazla kızdırmadan bu fikrin bana ait olmadığını, 2012 yılında JAMA'da (Journal of the American Medical Association) yayınlanan bir derleme yazıdan alıntı yaptığımı belirtmek istiyorum.
"20. yüzyılda" dedim, "biz eğlendirmeye yönelik mesleklere diğerlerinden fazla değer biçerdik sanırım; çünkü para ve ün gibi en kıymetli ödüllerimizi sinema veya TV'de bizi eğlendiren kişilere ya da spor yıldızlarına verirdik." Carol, "Çünkü mikro adam öyle mutsuzdu ki, her türlü eğlenceyi kaçış yolu olarak kullanıyordu" diye açıkladı, "doğal olarak, eğlendiren kişilere de diğerlerinden fazla para ödeniyordu." "Eğitime biçtiğimiz değerin de pek fazla olduğu söylenemez, biliyorsun değil mi?" diye düşüncemi sürdürdüm. "Öğretmenlik en düşük ücretli işlerden biriydi." "Bu doğru Jon" diye yanıtladı Carol. "Mikro adam eğitime çok az önem verdi. Bu yüzden okullarınız genelde, öğrencilerine nasıl yaratıcı biçimde düşüneceklerini öğretmek yerine, onlara olayları ve ayrıntılarını nasıl ezberleyeceklerini öğreten yetersiz öğretmenlerle dolduruldu. Yabancı dil, cebir ve yüksek matematik gibi ortalama insanın çok az kullanacağı konular için büyük zaman harcanırken, insan davranışı ve yaşam felsefesi gibi en önemli konulara eğitim programlarında ya çok az yer verildi ya da bunlara hiç değinilmedi. Ben bu ikisini birlikte değerlendiriyorum, çünkü insanın davranışı her zaman inançlarının ürünüdür, inançları da yaşam felsefesini oluşturur."