Emin

Emin
Politika
15 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Ordu niçin siyasete karışır? Bu sorunun yanıtını S. E. Finer başka bir soruyla veriyor: "Ordu tüm diğer sivil güçlerden yüz kez daha iyi örgütlenmiş olduğuna ve modern silahlara sahip bulunduğuna göre, askerlerin niçin bazen siyasal yaşama karıştıklarını sormak yerine, niçin her zaman karışmadıklarını araştırmak daha doğru olmaz mı? "
Sayfa 308·Kitabı okudu
Siyaset
Reklam
Duverger, partilerin başındaki "yönetici sınıf'' ya da "iç çevre" nin yenilenmesi ile parti yapısı arasındaki çelişkilere dikkati çekiyor. Merkez otoritesinin güçlü olduğu partilerde kan tazelenmesi daha kolay olurken, demokratik süreçlerin daha yaygın kullanıldığı partilerde tersi görülmektedir. Örneğin Sovyet Komünist Partisi önderi Gorbaçov'un çabalarıyla parti yönetiminde önemli bir gençleşme gerçekleşebilirken, aynı isteği taşıyan birçok Batılı önderler bunu sağlayamamaktadır. Çünkü partilerin alt kademeleri, bu açıdan hemen her zaman tutucudurlar. Alt kademelerde uzun yıllar çalışmadan üst düzeylerde görev alınmasından hoşlanmamakta, bir çeşit kıskançlıkla hareket etmektedirler. Oysa "yaş üstünlüğü, kimsenin hasedini uyandırmayan ve eşitlik duygusunu sarsınayan tek üstünlüktür."
Sayfa 271·Kitabı okudu
Siyaset
Ama bazı durumlarda küçük devletler için de, güçlerinin ötesinde bir uluslararası saygınlığa ve dolayısıyla etkiye sahip olma olanağı vardır. Örneğin Kemalist Türkiye, yalnız ulusal bağımsızlık konusunda gösterdiği başarıdan dolayı değil, aynı zamanda içte başarıyla uyguladığı reformlar sonucunda da, gerek geri kalmış gerekse gelişmiş ülkeler kamuoyunda sempati ve destek sağlayabilmiş, bu durum ise ulusal gücün artmasına ayrıca katkıda bulunmuştur.
Sayfa 246·Kitabı okudu
Siyaset
Rus Komünist Partisi'nin 1923'te yapılan kongresinde Stalin, proletarya diktatörlüğünün sadece merkezdeki sanayi işçisine dayanacağını ilan ederken, Kalinin de rejimin hedeflerinden birini şöyle özetliyordu: " . . . Bozkır halkları olan Kırgızlara, Özbeklere, Türkmenlere, Leningrad işçisinin ülkülerini kabul etmeği öğretmek. . ."
Sayfa 236·Kitabı okudu
Siyaset
''Bu kutuplaşma süreci içinde, emekçi toplum kesimlerinin giderek yoksullaşması da kaçınılmazdır. Çünkü çığ gibi büyüyen işsizler ordusu, aynı işi daha ucuza yapmaya hazır kitleler demektir. Böylece ücretler de boğaz tokluğu düzeyine kadar inecektir. Bir yanda küçük ama çok varlıklı bir azınlık, öte yanda da çok büyük ama çok yoksul bir çoğunluk oluşacaktır. Üretim araçlarına sahip bulunan küçük azınlık "egemen sınıf'ı oluşturur ve geriye kalan büyük çoğunluğu sömürür.''
Sayfa 222·Kitabı okudu
Siyaset
Reklam