“O kadar tepelerden buralara düşmeyi beceren biri daha fazlasını nasıl umabilir ki? Ben kendim ettim bunu kendime. Sizi suçlayacak halim yok beyler,aklınızdan bile geçmesin bu. Başka kimsenin suçu değil düştüğüm haller. Hepsini hak ettim. Bırakın,şu buz gibi,şu acımasız dünya bana bildiğini etsin;nasılsa bir yerlerde benim için bir mezar vardır.”
Vicdanımın sesini bir türlü bastıramıyordum. Huzurum öylesine kaçmıştı ki,rahatlamam mümkün değildi; yerimde duramaz hale gelmiştim. Yaptığımın ne olduğunu o zamana kadar kavramamıştım. Ama şimdi anlıyordum ve içime işlemişti,yüreğimi giderek daha fazla yakıyordu.