İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.
Etrafını bu kadar iyi tanıyan, karşısındakinin ta içini bu kadar keskin ve açık gören bir insanın heyecanlanmasına ve herhangi bir kimseye kızmasına imkân var mıydı?
Nedense, hayatta bir müddet beraber yürüdüğümüz insnların başına felaket geldiğini, herhangi bir sıkıntıya düştüklerini görünce bu belaları başımızdan savmış gibi ferahlık duyar ve o zavallılara, sanki bize de gelebilecek belaları kendi üstlerine çektikleri için, alaka ve merhamet göstermek isteriz.
Dibinde bir ejderha yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahramanı bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu bilinmeyen kuyuya inme cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.