Kitabın başındaki giriş bölümü kitabın ne amaçla kaleme alındığını tamamıyla anlatırken bence kitap içerisindeki hikayeyi de öldürmüş oldu. Ve tam anlamıyla makale formatındaydı ben roman okumak için elime aldığım bu kitapta bu hususu hiç beğenmedim. Kitap bu bölümde de belirtildiği gibi idam cezasının neden olmaması gerektiğini somut bir idam mahkumunun yaşadıklarından yola çıkarak ama kendince bireysellikten uzaklaştırıp genelleyici bir üslupla anlatmış. Ancak şunu ifade etmeliyim ki idam mahkumunun suçunun ne olduğunu belirtmeyerek olayı bireysellikten engellemeye çalışan yazar mahkumun kızıyla geçirdiği anları acıtasyon yaparak kendi fikrini empoze etmekte kullanmış. O halde idam cezasını savunan bir insan da mahkumun kendi öz çocuklarına karşı cinsel bir suç işlediği durumda aynı acıtasyon ile idam cezasının haklılığını savunabilecektir.
Ben bu kitaptaki üslubu samimi bulmasam da Fransanın o günkü ceza hukuku şartları düşünüldüğünde cezaların cezalandırıcılığından çok caydırıcılığı ve suç işlemeyi bi hastalık gibi görüp şahısların hastalıklı hallerinden kurtarılıp rehabilitasyonunun sağlanması yani kişilerin yeniden topluma kazandırılması gibi bazı hususlardaki bakış açısının çağının çok ötesinde olduğu muhakkak. Kitaptaki duygu betimlemeleri ve tasvirler gerçekten başarılı. Covid 19 salgınının olduğu şu dönemlerde insan yaşadığı şartlara şükretmesi gerektiğini fark ediyor aslında idam mahkumunun yaşadığı ruh hali karşısında. Yaşamanın ve sevdiklerinle beraber olmanın kıymetini bilmeli.