Nasıl ki, demokrasilerde egemenlik, hakimiyet hakkının beşere ait olduğu noktasında hiçbir ihtilaf, şek ve şüphe yok ise, İslam'da da bu yetkinin ancak ve ancak Allahu Teala'ya ait olduğu hususunda hiçbir şek ve şüphe olmayıp, tüm ümmet arasında ittifak vardır.
İslam'da en yüksek otorite, kendisinden başka hiçbir otoritenin bulunmadığı tek sulta sahibi Allahu Teala'nın bizzat kendisidir.
Bilindiği üzere demokrasinin temel esası, olmazsa olmaz düsturu halkın egemenliğine dayanması, tek yetki ve sulta sahibinin halk olmasıdır. Peki, halkın çoğunluğunun ya da hepsinin demokratik bir sistemi istemedikleri, bunun yerine komünist bir sistem ya da İslam nizamını istedikleri düşünülürse demokrasi acaba bu durumda kendi koymuş olduğu temel esasa bağlı kalarak " Egemenlik tamamen halkındır" diyerek aradan çekilecek midir?
Küfür milletinden her bir millet, İslam dinine muhalif ve aykırı bir sistem ve metot üzerinde birleşmişlerdir. Bu sistem ve metotlardan her biri, onların kendisinden razı oldukları birer din konumundadır. Bunun kapsamına komünizm, sosyalizm, laiklik, baascılık ve bunun gibi insanların kendi muhalif görüşleriyle oluşturdukları ve kendileri için din olarak benimsedikleri ilkeler ve metotlar girmektedir.