23 temmuz 1919. Pek orta halli bir okul. Yirmiye on iki metrelik sularında çam tahtalarından, halı ve seccade ile örtülü, bir başkan, iki de kâtip kürsüsü. Gene çam tahtasından öğrenci sıraları. Duvar ve pencereler çıplak.
Bağımsızlık savaşı ve ondan sonraki yeni Türkiye kuruluşunun temeli, ilk bu salondaki toplantıda atılacaktı.
Biz Türkler her gün gazeteleri açtığımızda vatanımızın nasıl parçalanma yolunda olduğunu okuyoruz. Anadolu'nun ortasında, belki de denize yolu bile olmayan bir beylik olarak kalacağız.
İngilizler padişah ve Bâb-ı Ali'nin emirlerine boyun eğdiklerini görünce Türkiye işinin kolayca çözümleneceği inancına varmışlardı.
Padişah vatansever İzzet Paşa kabinesi çekildiği gün Dolmabahçe camiindeki selamlık töreninde Bahriye Nazırı Rauf Bey'e (Orbay):
Millet bir koyun sürüsüdür. Ona bir çoban lazımdır. O da benim, demişti.
Harbin nasıl biteceğini görmemek için pek saf olmalıydı. Düşünürken aklı zorlayan büyük facianın bazı kimselerde sevince benzer bir duygu ile beklendiğini o gün Ali Kemal'de sezinledim.