Her şeyin sahtesi var...
Paranın sahtesi var...
Tablonun sahtesi var... Altının, gümüşün, elmasın sahteleri var.. Var oğlu var..!
Peki dinin ve ideolojinin de sahteleri yok mu?
Olmaz olur mu hiç? Var...
Dinin sahtesi, siyasete karışmış olanıdır.
Siyaset ticarete, ticaret siyasete, din de her ikisine araç edildi mi, artık bu sömürünün sonu gelmez.
Benim sevgili vatandaşlarım...
Sevgili vatandaşlara zam, Başbakana Arap krallarının kullandığı cinsten uçak, bir düzine makam aracı ; Mercedes, Cadillaclar, Lincolnler...
Sevgili vatandaşlar sakın bunları duymasınlar, öğrenmesinler, okumasınlar.
Yurttaşlar, bu vergiler ile cebinden çıkan paranın nerelerde harcandığını sakın ha duymasınlar....
30 Mart 1988
"Oh ne kolay!..
Çek bir besmele, gelsin paralar...
Finans kuruluşları, şirketler ve bu finans
kuruluşları ve şirketler aracılığı
ile kazanılan milyarlar...
Elhamdülillah Müslümanız!..
Elhamdülillah milyarderiz!..
Bir kolumuz siyasette,
öbür kolumuz ticarette,
ayaklarımızda tarikatlarda...
Bir üçgen bu...
Ticaret, siyaset ve tarikat üçgeni...
Bunlar dindarın sahtecileridir.
Zavallı yoksul Müslüman yurttaşların
kanlarını emenler de bunlardır.
İnanç sömürücüleridir bunlar..."
Bak yavrum, 1 Mayıs'ın komünistlikle bir ilgisi yok. Bütün ülkelerde rahat rahat kutlanıyor. Batıdaki burjuvalar senden daha mı akılsız?
“Uygarlık” diye “demokrasi” diye kavramlar var evladım.
Kafalarında seçim sandığı taşıyan siyasetçiler unutulacak; aydınlara, sanatçılara en acımasız cezaları verenler unutulacak; devlet adına yol kesen eşkıya unutulacak; beyinlere dikenli teller dolayanlar unutulacak; devlet başkanları unutulacak; kırmızı plakalı arabalara tırmanmış başbakanlar unutulacak; bakanlar unutulacak...
Resimleri ile Dinolar, Arbaşlar; romanları, öyküleri ve yazıları ile Yaşar Kemaller, Aziz Nesinler, Rıfat Ilgazlar, Sabahattin Aliler; şiirleri ile Nazım Hikmetler, Ceyhun Atuflar, Hasan Hüseyinler, Ahmed Arifler hep yaşayacaklar!