Genellikle 8-10 yaşlarında ölümün yaşamın geri dönülmez bir sonu olduğu gerçeği benimsenmeye başlar. Ancak şurası belirtilmelidir ki ölüme kendi yakın çevresinde tanık olmamış bir kimsenin, çocuk ya da yetişkin, ölümü kavrayışı tam sayılmaz. İnsanlar sevdiklerini yitirince ölümü yeniden ve gerçekten öğrenirler!
Tolstoy’un dediği gibi “Mutlu aileler hep birbirlerine benzerler. Ama mutsuz aileler kendilerine özgü biçimde ve çok değişik yollardan mutsuz olurlar.” Evlilik bağı sevgi üstüne kurulmamışsa, eşler birbirini mutsuz kılmak için akla gelmedik yollara başvururlar. Her eş kendi mutsuzluğunu öteki eşe yansıtır.