"Tarif edebiliyorum kelimelerle burnunu, saç rengini, gözlerini ama birleşmiyorlar. Bu kağıttaki kelimeler kadar cansız kalıyorlar. Hayatın tasvirini de yaparım diyorum, onun da anlatırım neye benzediğini ama yaşayamam"
"Üçüncü dünya ülkelerinde insanlar; arabalarını, kamyonlarını boyarlar, üzerlerine resimler çizip, yazılar yazarlar. Çünkü üçüncü dünya ülkesi insanı, bindiği makineyi icat etmemiştir. İcat etmediği için de yakın hissetmez kendini. Sahibi gibi görünmesi, karakter kazanıp kişileştirilmesi gerekir arabanın."
"Kadın suratını boyar. Çünkü suratı kendisine değil, güzelliğini takdir edecek olan erkeğe aittir. Kimse kendi yarattığı bir b*ku boyamaz"
"... yüzde yüz aşk..."
Tabii bütün bunlar eski günlerde kaldı. Uzun zamandır böyle bir ilgi hissetmiyorum kimseye karşı ve artık denge ile dengesizlik de bir şey ifade etmiyor. Çünkü ikisi de ayakta duranlar için ve ben uzun zamandır yatıyorum, bedenim yürüse de. Benim düşme kaygısı taşımama imkan yok ve kendimi, zihnimi ilgilendiğim konulara eşit şekilde bölmem için daha da az nedenim var. Çünkü zihnim o kadar kalabalık ki; uzaktan siyah ve boş gözüküyor."