Kitabı okurken kendimi bir anda Rauf Efendi’nin hiç tahmin etmediğim hikâyesinin içinde buldum. Kitap öyle yavaş yavaş içine çekiyor ki bir yerden sonra sadece okumuyorsun, yaşıyorsun. Okurken bazı duyguları birebir hissettim, hatta yer yer kendimden bir şeyler buldum diyebilirim.
Hikâye ilerledikçe kitabın aslında sadece bir aşk hikâyesi olmadığını anlıyorsun. Yalnızlık, içe atılan duygular ve söylenemeyen cümleler çok sade ama çok etkileyici bir şekilde anlatılmış. Abartı yok ama his fazlasıyla var. Bu da kitabı bence bu kadar güçlü yapan şey.
Sonu ise gerçekten hazırlıksız yakalıyor. Bitirdiğimde hem şaşırdım, hem üzüldüm, hem de fazlasıyla
duygulandım. Açıkçası böyle biteceğini hiç beklemiyordum. Kitabı kapattıktan sonra bir süre etkisinden çıkamadım. Kürk Mantolu Madonna, insanın içinde bir yerlere dokunan ve kolay kolay unutulmayan kitaplardan biri.