İnsan duramaz bazen yerinde; bir oraya, bir buraya koşmak ister. Ama ne gidecek bir yeri vardır ne de dizlerinde derman... Gözleri ağlamaklı olur; nefesi, çıkmalı mı çıkmamalı mı kararsız kalmış yüreğinin oraya oturmuştur. Tebessümle selam veren arkadaşına karşı, tek kelime edemeyecek kadar düğümlenmiştir boğazın. Sancılı zamanlar geride kalmışta artık ölümün nefesiyle dip dibe yaşıyor gibi. İnandıramadığın, anlatamadığın her yerden kırılırsın. Kendini var ettiğin bir ruhun gidişini izlerken, artık ne yapacağını bilmeyen bir bedenin korkusuyla, çığlıklarıyla baş başa kalırsın.Yaşanmışlıkların hatırına gelebilecek onca şey içinden, "Ben artık çok daha iyiyim." cümlesi gelince, ne hatrının ne de yaşanmışlığının kalmadığını anlarsın. Geçip giden ve asla geri gelmeyecek yıllara bütün benliğini, ömrünü harcadıktan sonra, "Ben tek başıma mücadele ettim." cümlesini duyarsan, bu hikâyenin tek okuyucusunun sen olduğunu anlar, giden senelerle kalakalırsın. İşte, destanlara sığmayabilecekken bazı hikâyeler, sönük bir sokak lambasının altındaki ufacık bir vedaya sığar, sığmak zorunda kalır.