Spoiler içerir.
Yaptıklarımı neden yaptığımı bir kez daha çok görünür kılan bir kitaptı.
Hayatımızı yaptığımız seçimler üzerinden yaşıyor, her bir seçimin bizi nerelere sürükleyeceğini tahmin bile edemiyoruz. Hayat sadece yaptığımız seçimlerin bileşkesinden ibaret.
Bir nehir yatağındaki su gibi, kimi zaman hızlı hızlı akıyor, kimi zaman dallanıp budaklanıyor, kimi zaman karşısına engel çıkınca durup birikiyor ama elinde sonunda varması gerektiği yere varıyor.
Bu konuda en öncelikli geliştirmemiz gereken duygumuz sabır. Sürekli olarak ilerleyemeyiz. Kimi zaman durup çoğalmayı beklememiz gerek. Tıpkı engelle karşılaşan su gibi. Düşüncelerimizi biriktirip farklı çıkış noktaları ararız tam olarak böyle bir zamanda. Bir oluğa dolmaya başlayan su gibi... Bulduğu ilk çıkış noktasına gidip sarılır hemen ve akmaya çalışır.
İşte tam böyle bir noktadaydı Nora da. Tam böyle bir anda düşmüştü Gece Yarısı Kütüphanesine. Türlü türlü çıkış yollarını denedi. Hangi hayatının kendisi için en uygunu olabileceğini bulmaya çalıştı. Belki bu denemelere de o akan suyun dallanıp budaklandığı, ayrı hatlar oluşturduğu bölümler diyebiliriz.
Sürekli dönüp baktığımız keşkelerin her zaman bizler için en iyi seçenekler olmadığını görürüz.
Her bir dal ayrı ayrı ulaşamaz denize, ne kadar az dalı olursa bu nehrin o kadar güçlü bir akıntısı olur, önüne çıkan her bir engeli de o denli parçalar.