M.eren aktaş

M.eren aktaş
@Erendiebiri
Sözlerimi beni anlayan başka deliler için yazıyorum.
Öğretmen adayı
Üniversite
Çerkeş
Çerkeş, 27 Kasım 2003
4 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Kulağıma eğilip fısıldıyordu tanrı " dünyanın ve onun binbir halinden korkma".
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir su damlası ömrüm bir yağmura müteallik yaşamak , anlaşılması zor bir ömür anlayan da kapı kapı geziyor bir umut evvelinde yaşam mücadelesi . Ey çöl su ver bana gönlüm bin parçaya bölünmüş denizler yarılmış hasretimden kan gövdeyi götürmüş yaşamak ızdırabı böyle namert işte.
DÜNYAYI ARŞINLAMAK
Karanlıkta Kaybolanlar Kederin sinesinde, sessiz bir çığlık, Ruhumda yankılanan, bitmeyen bir ağıt, Geceye düşen gölgeler, karanlıkla örtülmüş, Yıldızsız bir gökyüzü, umutları gömmüş. Zamanın pençesinde, savrulan bir yaprak, Sonbaharın hüznünde, gözlerimde bir damla yaş, Her nefes bir ağırlık, her an bir ceza, Düşlerimde kaybolan, yarım kalmış bir rüya. Gözyaşlarının izinde, paslanmış anılar, Kırılmış bir aynada, yankılanan bakışlar, Zaman geçtikçe, derinleşen yaralar, Yürekte bir volkan, suskun ama hep yanar. Ömrün kavşağında, yollar çatallandıkça, Kalbimde bir yangın, kor gibi tutuşmakta, Yalnızlığın girdabında, boğulan bir feryat, Uzaklarda bir ezgi, hüznü çağırmakta. Hiçliğin eşiğinde, umutlar küllenirken, Sessizliğin koynunda, hüzünle direnirken, Her bir adımda, çığ gibi büyüyen acı, Gözlerimde donmuş, karanlık bir ışıltı.
Nâmütenâhî
Susuz geçen bir yazın ardından sonbaharı bekleyen bir kuş gibi hissediyorum bendimi kanatlarım var ama nereye konacağımı bilmiyorum , aklım katran karanlığında simsiyah bir düşün hediyesi olarak seni vermişti bana . Ne güzel gelirdi gözüme aşkın zehrine taptım yıllarca nefesim kesilirdi uçurum kenarında ama hiç bir zaman vazgeçemedim senden şimdi söyle bana nedir seni vazgeçiren? Neden bu kadar güzelsin bilmem aklım neden akla karşı tezler üretiyor, bütün benliğim karşında çaresiz ellerim semaya açık ve dilimden düşen kelimeler işte o kelimeler acır sana çünkü bilirler ki yıllarca bitmeyecek bir hasrete tâbidir kelimelerim susup anlaşılmayacak kadar derin konuşulacak kadar hevesli. Gençliğimin ortasına düşen bu cemre ısıtmadı içimi şimdi nereye baksam gözlerin geliyor önüme o mavzer gibi olan gözlerin bir aralar bana bakınca parlayan gözlerin şimdi neden ateş oldu da kavurdu beni? Açıklaması zor bir şey ama inan ki açıklamanı istemiyorum çünkü içimde kalan son gül goncasıdır o gözlerin. Sen gözlerine sürgün olduğum kadın söyle nerdedir benim katlim ben çoktan oraya doğru yürümeye başladım hemde hiç hevesli olmadığım kadar...
Zindanda çektirdiğim fotoğrafın arkasındaki satırlar
Bir güneş için çok can yaktım, namlunun ucu dosdoğru sana bakmaktaydı yine kıyamadım onun yerine her zaman yaptığım şeyi yaptım kendime kıydım. Gece olunca yarasalar yardakçılık ederdi bana bir kartal gibi gecenin çitlerinden geçerdim ölümsüz sayardım kendimi gök kubbe altında ta ki gözlerine vurulana kadar. Öyle bir çile ki bu her gün her gece tekrarlayabilen , uyuyorum rüyalar yalan uyanıyorum insanlar... Bende yeni bir gül aldım elime toprağı sen kokmayan her bir yaprağında gözyaşım olan sonra anladım ki bu senin de suçun değil çünkü hayat bizi sarstı, hırpaladı elbet vardır bir sebebi beni böyle mahvetmenin . Her yağmur yağdığında resmini açıyorum sen seversin yağmuru gerçi ben seni anımsatan her şeyde senin resmine bakıyorum insan zaaflarından vazgeçemiyor işte. Kaybedince sinirlenen bir insandım ben ta ki sana kaybedene kadar keşke her mağlubiyet bu kadar güzel olsaydı ama akıllanmam ben yine olsa yine kaybederim sana , nasıl olsa hırpani bir okşayışla yine uyanırdım yine severdim seni.