Ahmet Reşat, her işte bir hayır olduğuna inananlardandı. Şehzadebaşı Karakolu'ndaki faciayı gözleri ile görmeseydi ve Fehime Sultan'dan gelen mektup olmasaydı hâlâ padişahtan yana saf tutuyor olabilirdi. Bu hadiseler bakış açısını değiştirmiş, Anadolu'daki mücadeleden medet ummaya başlamıştı yeğeni gibi. Şimdi zayıf da olsa bir umut vardı. Bir mumun titrek aydınlığı gibi cılız, zayıf bir umut.