Müslümanların bayrama hazırlık yaptığı mübarek bir ayın heyecanıyla coşuyor yüreklerimiz. Seninle bütünleşmiş hatıralarla donatılmış dört bir yanımız. Eskiden korktuğumuz herşeye teslim olmuşuz. Birileri "geçmişe ihaneti" öğütler hale gelmiş, kimisi "yaralarını gizlemenin" peşinde, bizim gözümüz yine gelen de, inadına sevende.
"Acıya sürüklenmenin" manasını yeniden keşfe çıktığımız zamanlardan geçiyoruz Gölge. Kıyımsız olduklarımızın kıyılarında sürükleniyoruz. En yakınımız sandıklarımızdan şefkat dileniyoruz. Kaleme sığınıyoruz kağıdın gölgesinde. Okumaktan yazmaya yöneliyoruz sessizce. Bir anlamsızlık daha bindiriyoruz yüklerimize, hafızamızı hatıralara hediye etmenin ertesinde. Vazgeçiyoruz, kaybedince...
Uyuyor musun Gölge? Geceleri, sigara eşliğinde sabaha sürüklüyor musun yine? Mübarek ayın orucuyla imtihanda mısın, söyle.
İnsan bazen çırpındıkça batıyormuş Gölge. Kadere teslim olunca bitiyormuş. Tevekkül etse de tükenmekten kurtulamadığı zamanlar oluyormuş. Anlamadıkları yüreğine yer ediyor, "sandıkları" dünyayı kuşatıyormuş gizlice. İmtihanın en şiddetlisi talip olmayana sunulabiliyormuş işte. Amenna deyip önümüze bakabiliyor muyuz böyle?
İnsan kıyımsız olduklarının kıyılarında can çekişirken, vakitten, ömürden ve dahi ölümden feragat edebiliyormuş. Düşmandan dost oluyor mu bilmiyormuş ta dostun dost olmadığını tecrübe ederek öğreniyormuş.
Mevsim soğuk, hava puslu, sen yorgunsun, bilirim Gölge. Üşüme ve teslim olma kadere. Sarıl düşlere, yürü özgürlüğe, yaşa asilce. Sen, var oldukça sabır, yaşadıkça umutsun, unutma Gölge...
#GölgeliGünlere
#BirazDaBenden