Erhan

Erhan
@Erhannerdinc
uludağ üniversitesi türk dili ve edebiyatı
bursa
5 Temmuz 2002
9 kütüphaneci puanı
46 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Güreş’in bir dönem Osmanlı’da yasaklanması üzerine
Abdülhamit tahta geçtikten sonra İstanbul ve çevresinde güreşler yasak edilmiş bulunuyordu. Pehlivanlara da pek iyi gözle bakılmıyordu. Bunun sebebi, padişahın amcası olan Sultan Abdülâziz’in tahttan indirildikten sonra intihar etmeyip öldürüldüğü rivayeti idi. Yaradılıştan pehlivan ve son derece kuvvetli olan sultan Abdülâziz’i kim, kimler öldürebilirdi? Ancak kendisi gibi kuvvet sahibi olan pehlivanları. Ve bu düşünce ile eski padişahın siyasî muarızları ile beraber yanında bulunan iki pehlivanı da mahkemeye verilmiş, sonunda ise idama mahkum edilmişlerdi. Bu kararla beraber İstanbul’da ve çevresinde yapılmakta olan bütün güreşler de yasaklanmış, kısa bir zaman öncesine kadar İstanbul’da toplanmış ve el üstünde tutulan bütün oyunlu pehlivanlar çil yavrusu gibi darmadağın yurdun dört bir tarafına dağılmak zorunda kalmışlardı. Sonradan aradan uzun yıllar geçtikten sonra bu yasaklar, bütün yasaklar gibi gevşemiş, önce İstanbul çevresinde, sonra da İstanbul’da yeniden güreşler yapılmaya başlanmıştır.
Sayfa 76 - Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Erhan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·53 syf.·
2025 1. kitabı
Can Yücel
8.1/10 · 1.004 okunma
Jül Sezar’ın Hikayesi Kitabı
Kısa süre sonra, Sezar etrafında parlayan ve her yerine saplanan kılıçları gördü. Senatörler şaşkınlık ve korkuyla ayağa kalktılar, gördükleri sahne karşısında yıldırım çarpmışa dönmüşlerdi ve ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Antony göstereceği direnişin faydasız olacağını fark etti ve bu yüzden hiç girişimde bulunmadı. Sezer yapabildiği kadar kendisini tek başına korudu, çaresizce etrafa yardım için baktı ve aynı zamanda Pompey’in heykelinin tabanına doğru geri çekiliyordu. En sonunda, katillerinin arasında Brütüs’ü görünce: “Sen de mi, Brütüs?” diye haykırdı ve o andan itibaren çaresizlikle teslim olmuş gibiydi. Kaftanını yüzüne çekti ve kısa süre sonra aldığı yaralar yüzünden yere düştü. Kanı Pompey’in heykelinin altındaki kaldırıma aktı, sanki ölümü eski düşmanının öfkesini yatıştırmak için sunulan bir kurban gibiydi.
Sayfa 173 - İlya Yayınevi·Kitabı okudu