Hayatımda mutlu günlerim olmuştu elbet,ama mesele sadece mutluluk değildi.Önemli olan yaşadığını,hayatın bir anlamı,bir değeri olduğunu hissetmekti.Elinde çiçekler tutan beyaz gelinlik giymiş bir kızın mutluluğu gibi bir şey değildi bu.Daha derin bir varoluş sorunuydu.Dünyaya gelmiş olmanın bir anlamı varmı,bu yaşlı gezegen ya da üstünde yaşayan insanlara küçük bir katkım oluyoru mu gibi tuhaf soruların cevabı.
Kıskançlığı bir fikir sanırdım.Öyle değil,bir acıymış.Ama ben kıskançlığı Broadway melodramlarındaki gibi duyumsadım.Kimseyi öldürmeyi düşünmedim.Yalnızca ben ölmeyi istedim.
Kalabalık ve kişisel olmayan bir toplumsal çevrede,şu üzücü "sevgiye ne oldu?" Sorusunu sormaya zorlanmadan önce,yakın kişisel ilişkilerin değerini yeniden düşünmeniz giderek daha önem kazanmaktadır