Çöldeki vaha serabını sadece susamış gezginlerin görmesinin bir sebebi var. Bu serabı okulun avlusunda yürüyen üniversiteliler görmez. Ne görmek istersek onu görürüz.
Etrafta düşmanlarımız olmazsa tembelleşiriz.
Mao Tse-tung çatışmayı gücün anahtarı olarak görüyordu. 1937’de Japonlar Çin’i işgal ederek Mao’nun Komünistleriyle onların düşmanları Milliyetçiler arasındaki iç savaşı böldüler.
Japonların kendilerini silip süpüreceğinden korkan bazı komünist liderler Japonlarla savaşmayı Milliyetçilere bırakmayı ve bu zamanı toparlanmak için kullanmayı savundular. Mao itiraz etti; Japonya’nın Çin gibi geniş bir ülkeyi uzun süre boyunca işgal etmesinin imkânsız olduğunu söyledi. Ona göre, Komünistler birkaç yıl boyunca çarpışmadan uzak kalırlarsa Japonlar ülkeyi terk ettikten sonra paslanmış ve Milliyetçilerle yeniden mücadele başlatmak için hazırlıksız olacaklardı. Aslında Japonlar gibi güçlü bir düşmanla savaşmak sıradan komünist ordusu için mükemmel bir eğitim olacaktı. Mao’nun planı kabul edildi ve işe yaradı. Japonlar sonunda geri çekilene dek Komünistler, Milliyetçileri yenmelerine yardımcı olan deneyimi kazanmışlardı.
Yıllar sonra bir Japon ziyaretçi ülkesi Çin’i işgal ettiği için Mao’dan özür dilemeye çalıştı. Mao sözünü kesti. “Teşekkür etmesi gereken ben değil miyim?”
Kral Hiero bir gün düşmanlarıyla konuşurken ona aşağılayıcı bir tarzda ağzının koktuğunu söylerler. Bunun üzerine iyi kral biraz üzülür ve eve döner dönmez karısını azarlar. “Neden bu sorunu daha önce hiç söylemedin bana?” Sade, saf ve zararsız bir kadın olan karısı der ki: “Efendim, ben bütün erkeklerin ağzının böyle koktuğunu sanıyordum.”
Duyulara açık olan, bedensel ve iğrenç kusurlarımızı dostlarımızdan ve tanıdıklarımızdan değil, düşmanlarımızdan daha kısa sürede öğreniriz.
Bir arkadaşın işe alınmasında onları gizlice rahatsız eden bir küçümseme vardır neredeyse. Hasar yavaş yavaş meydana gelir. Arkadaşlığınızı canlandırmak için ne kadar fazla iyilik yapar ve hediye verirseniz o denli az minnettarlık görürsünüz.
“İnsanlar bir iyilikten çok, incinmenin karşılığını vermeye hazırdırlar, çünkü minnettarlık bir yüktür, intikam ise zevk.”