Her zaman söylerim, tüm dünya Genç Werther’in Acıları’nı okuyup ağlıyor ve kitap bir dram klasiği olarak tüm dünyada biliniyor, çünkü Türk Edebiyatı dünyada okunmuyor. Arabeskin kralını Türkler yapar, Kuyucaklı Yusuf da bunun kanıtlarından biri. Bileklerini kesmek isteyen Türkçe öğrensin.
Sabahattin Ali bu kitabın sonunu değiştirmiş olmalı, öyle hissediyorum. Çünkü kitap bittiğinde Sabahattin Ali’ye bu kitabı çok daha acıklı bir şekilde bitirebileceği ve bitirmediği için içimden teşekkür etme ihtiyacı duydum. Bizi buhranlara sokabilecekken bizlere acımış ve kitabın sonunu yumuşatmış olmalı, bundan çok daha acıklı sonlar mümkündü.
Kitabın ana karakteri adından da belli olduğu üzere Kuyucaklı Yusuf. Yusuf, annesi ve babasını öldüren bir eşkıya baskınında baş parmağını kaybeden bir çocuk olarak Kaymakam Selahattin Bey tarafından evlat edinilir. Evlat edinildiği ailede Kaymakam’ın eşi Şahende Hanım ve kızları Muazzez ile yaşarlar.
Şahende para ve gösteriş düşkünü, yüzeysel bir kadın. Selahattin Bey ise dünyevi işlere pek kıymet vermeyen, hele zamanla iyice tüm olaylardan kendini soyutlayan, duygusal bir adam. Kızları Muazzez ise henüz 14-15 yaşlarında. Yusuf köyden gelme, yiğit, dürüst bir delikanlı olsa da bir işten anlamayan, hayatı boyunca hiç çalışmamış bir karakter.
“Bir gün Allah peygamberleri çağırıp sormuş, ‘Saadet nedir?’ demiş. Her biri kendilerine göre cevap vermişler. Musa: ‘Arzı Mev’uda gitmektir,’ İsa: ‘Bir yanağına vurana ötekini uzatmaktır,’ Buda: ‘Hayatta hiçbir arzusu olmamaktır,’ yollu şeyler söylemiş. Sıra bizim Muhammed’e gelince: ‘Saadet, hayatı olduğu gibi kabul etmektir…’ demiş. Ne doğru söz! Hayatı olduğu gibi kabul etmeli ve ona ne bir şey ilave etmeli ne de ondan bir şey eksiltmeli… Bazı şeyler vardır, canımızı sıkar; ‘Bu neden böyle? Böyle