Vicdan daha ziyade, gelenek ve anlık deneyimin birbiriyle çatışması değil, kişinin kendi içgörüsünün, ahlâki hassasiyetlerinin ve farkındalıklarının derinliklerine erişebilme kapasitesidir.
Kişinin uyum sağlama yöntemleri tehdit altına girdiğinde ve çevresinde başka insanlar olmadığında, o kişi kendi içsel kaynaklarına ve içsel gücüne başvurmak zorundadır. İşte modern insanların geliştirmeyi es geçtikleri şey de budur. Bu yüzden yalnızlık çoğu insan için hayal ürünü değil başlı başına gerçek bir tehdittir.
Kişinin çevresiyle uyumunu yitirme korkusunun en uç noktası psikozdur. Psikozun eşiğine gelen insanlar çoğunlukla başkalarıyla acilen iletişime geçme ihtiyacı hissederler. Bu akıllıca bir davranıştır, zira insanlarla ilişki kurmak gerçeklikle aralarında bir köprü oluşturabilir.
Psikoterapist ve psikanalistlerin muayenehanelerine gelen kişilerin nüfusun tamamını temsil eden bir kesim olmadığını belirtmeliyiz. Genelde bu kimseler, toplum tarafından kabul gören alışılagelmiş bahanelerin ve savunmaların işe yaramadığı kişilerdir.