Benden geriye kalanı soruyorum, daha Kader’in kağıtları arasında var olmaya fırsat kalmadan yitip gitmiş, bu ıskartalık, bu süprüntü, bu yararsız sayfalar neyle kafiyeli?
Acımız , ancak büyük dedikçe büyür ve ciddileşir. Biz doğal davranırsak , geldiği gibi geçer, nasıl yeşerdiyse öyle solar. Her şey hiçtir, bu hiçliğin içinde acımız da hiçtir.
Öyle ki, sıkıntı veren ne varsa görüyor, sevinç uyandıran şeyleri ise hiç hissetmiyorum. Yeri gelmişken; fark ettim ki acıyı etimizde duymaktan çok görüyor, neşeyi ise görmekten çok hissediyoruz.
Yapayalnız olmak ne kadar güzeldir! Kendi kendine yüksek sesle konuşabilmek, kimseyle göz göze gelmeden gezinebilmek, sandalyede kaykılıp hiçbir sesin bölmeyeceği düşlere dalabilmek! O zaman ev geniş bir çayır olur, oda ise koca bir park kadar büyür.