Sena

Sena
@Esav
Eliezer Ben-Yehuda, bütün gücüyle İbraniceyi diriltmeye, sokaklarda konuşulan bir dil hâline getirmeye ve Yahudilerin kültürel ortak paydasına dönüştürmeye çabalarken, Kudüs’ün dindar Yahudi muhitlerindeki muhalifleri ve düşmanları da çoğalıyordu. Onlara göre, İbranice kutsal bir dildi ve gündelik işler için kullanılması uygun değildi. İbranicenin konuşulur hâle gelmesi ve “süflî” dünyalık işlere aracı kılınması ise, bir nevi dine ve inanca ihanetti.
Sayfa 87
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Birinci Dünya Savaşı patlak verdiği sırada, Aaron Aaronsohn, Filistin'deki en ünlü botanik uzmanlarından biri olarak şöhrete kavuşmuştu. Cemal Paşa, bölgeyi kasıp kavuran çekirge istilasına karşı Aaronsohn'un yardımına başvurdu ve onu danışmanlığına getirdi. Paşa'nın karargâhında büyük bir hareket serbestisine kavuşan Aaronsohn, yerli ve yabancı misyonlarla dilediği biçimde haberleşme imkânı buldu. 1915'te kız kardeşi Sara ve Yosef Lişanski, Avşalom Feinberg ve Naaman Belkind gibi yakın dostlarından oluşan bir kadro ile "Nili" adlı casusluk şebekesini kuran Aaron, İngilizler hesabına çalışmaya başladı. Nili kelimesi, İbranice "Netsah Yisrael Lo Yeşaker" (İsrail'in Sonsuzluğu Yalan Söylemez) ibaresinin kısaltmasıydı. 1917'de şebekenin Osmanlı istihbaratı tarafından deşifre olmasıyla birlikte, Sara Aaronsohn 9 Ekim 1917'de sorgu sırasında intihar etti, Yosef Lişanski ve Naaman Belkind de 16 Aralık 1917'de Şam'da asılarak idam edildi. Avşalom Feinberg ise, 20 Ocak 1917 günü Sina üzerinden Mısır'a geçmeye çalışırken, bedevîlerin yaptığı bir baskında öldürülmüştü. Nili'nin beyni ve kurucusu Aaron Aaronsohn, İsrail'in müstakbel Cumhurbaşkanı Chaim Weizmann'ın sağ kolu olarak çalışıyordu. Kız kardeşi ve arkadaşları tüm bu akıbetlere uğrarken, o Weizmann tarafından lobicilik faaliyetleri için gönderildiği ABD'de bulunuyordu. Savaşın bitiminde Avrupa'ya dönen Aaronsohn, Paris Barış Konferansı için İngiltere'den Fransa'ya giderken geçirdiği bir uçak kazası sonucu, 15 Mayıs 1919'da öldü.
Sayfa 72
Alıntı
Eliezer, gazetede her gün İbranice kelime listeleri yayımlıyor, insanlara “Listeyi kesip yanınızda taşıyın, bu kelimeleri kullanın” telkininde bulunuyordu.
Sayfa 57
Alıntı
Kudüs'e gelir gelmez Osmanlı vatandaşlığına geçen Eliezer Ben-Yehuda, Filistin topraklarında yaşayan bütün Yahudilere sürekli çağrıda bulunuyor ve onlara, "Yahudiler, isimlerinizi İbranice isimlerle değiştirin ve Osmanlı tabiiyetine geçin!" diyerek ilave ediyordu: "Osmanlı vatandaşlığını kabul etmek, asimile olmak değildir. Osmanlı kelimesi, Türk'ün eş anlamlısı değildir. Kendi kimliğinizden ve milliyetinizden hiçbir şekilde ödün vermeden Osmanlı olabilirsiniz. Her türlü siyasi haktan ve özgürlükten de bu şekilde faydalanabilirsiniz. Yahudiler, Osmanlı olunuz!"
Sayfa 58
Alıntı
Eliezer ve Devora, tanıştıkları ilk andan itibaren Rusça ve Fransızca iletişim kurmuşlardı. Bindikleri gemi, Tuna nehrinde sakince seyrederken Eliezer, müstakbel eşine ilk kez İbranice hitap etti ve bundan sonra sürekli İbranice konuşmak üzere anlaştılar. Her ikisi de konuşmakta zorlanıyordu. Çünkü sadece günlük hayatta lazım olacak birçok kelime değil, aynı zamanda duygulara karşılık gelen kavramlar da İbranicede mevcut değildi. Konuştukları İbranice, bir tür işaret diliydi. Örneğin, “Bana koyu bir kahve yap, içine de bir kaşık şeker koy” cümlesini, Eliezer “Bana şundan yap, içine de şundan koy” şeklinde ifade ediyor, söylemek istediklerini Devora’ya eliyle gösterip anlatıyordu. Aynı şey genç kadın için de geçerliydi.
Sayfa 40
Alıntı