Sena

Sena
@Esav
Nihai durağı Kudüs olacak yolculuğuna çıkmak için Paris’ten ayrılmadan hemen önce, Eliezer Ben-Yehuda, Montmartre Bulvarı üzerindeki bir kafede arkadaşlarına ilk kez İbranice bir konuşma yaptı. O zamana kadar “mümkün olduğunca” İbranice konuşmaya çalışan genç adam, Kudüs seyahatinden önce kesin kararını vermişti: Bundan sonra, hayatının sonuna kadar tamamen İbranice konuşacaktı. Ancak Paris’teki o tecrübe, İbranicenin mevcut kelime hazinesinin modern dünyada insanlarla iletişim kurarken son derece yetersiz kaldığını göstermişti. İbranice bir “din dili” olduğundan, birçok kelime ve kavram mevcut değildi. Eliezer, böylece bir vazifeyi daha yüklendi: İbraniceye yeni kelimeler kazandırmak. Bu iş, son nefesine kadar devam edecekti.
Sayfa 38
Alıntı
Reklam
MS 70'de Romalı komutan Titus ve ordusunun Kudüs'ü harabeye çevirmesinden sonra, Yahudiler dünyanın dört bir yanına dağılmıştı. Zaman içinde ana dilleri İbraniceyi unutarak farklı kültürlere ve coğrafyalara adapte olan Yahudiler, İbraniceyi sadece ibadet dili olarak kullanıyordu. Böylece İbranice, dinî ve kültürel açıdan köklere bağlılığın tek vesilesine dönüştü ve Tanrı'nın kendilerini İbranice vasıtasıyla koruyup muhafaza ettiği inancı, Yahudiler arasında yerleşti. Zaman içinde adeta "ilahî" bir nitelik kazanan İbranicenin gündelik "süflî" işlerde, içinde yalan ve diğer günahların bolca yer aldığı günlük konuşmalarda kullanılmasına yönelik duygusal bir direniş ortaya çıktı.
Sayfa 24
Alıntı
Eliezer Ben-Yehuda'nın ismini ilk defa 2008'deki özel derslerimiz sırasında İbranice Hocam Ronit Buano'dan duymuştum. İbranicenin vaktiyle ölü bir dil olduğunu, Yahudilerin bu dili yalnızca ibadet sırasında ve mabetlerinde kullandıklarını, arkaik içerikli dinî metinleri çok az insanın anladığını, her Yahudi'nin yaşadığı ülkenin dilini konuşmasından dolayı Yahudiler arasında ortak dil mefhumunun bulunmadığını, böylece ortak bir kültür ve şuurun da oluşamadığını... Derken 1800'lerin sonunda bir adamın çıkıp, kendi kendine büyük bir mücadele vererek İbraniceyi konuşulur hâle getirdiğini, hatta bunu yapabilmek için işe kendi ailesinden başladığını, bu sayede çocuğunun modern dönemde ana dili İbranice olan ilk Yahudi olarak tarihe geçtiğini... uzun uzun anlatmıştı.
Sayfa 11
Alıntı
Hz. İsa’nın Celile bölgesinden olduğunu öğrenen Pilatus, bu mahkemeyi o bölgenin yöneticisi Herod Antipas’a havale etmeyi bile düşündü. Ancak Yahudiler bugün bu işi bitirmekte kararlıydı. Nihayetinde kariyerini vicdanının ve adalet duygusunun önüne koyan Pilatus, Yahudilerin istediğini onlara verdi. Hz. İsa (gerçekte Yehuda) öldürülecekti. Bu emri verirken su istemiş ve ellerini yıkamıştı. Hristiyanlıkta bu manzara çok önemsenir ve tarih boyunca bu manzaranın yüzlerce tablosu yapılmıştır. Bu tavrı ile ben bu ölümden sorumlu değilim demeye çalışmıştı.
Sayfa 90
Alıntı
Yahudilerin Sanhedrin adında bir meclisleri vardı. Ancak buradan ölüm cezası çıkarmaları ve uygulamaları Romalılar tarafından yasaklanmıştı. Yapılacak tek şey, Hz. İsa'yı (as) Romalılara şikâyet etmekti. Ama nasıl? “Aramızdan biri çıktı Peygamberlik iddia ediyor?” deseler bu iddia Romalıları rahatsız etmezdi. Çünkü Roma yönetimi ve halkları putperestti. Çok tanrılı bir dinleri vardı. Yahudilerin içinden onlarca peygamber çıksa umurlarında olmazdı. Ama “Aramızdan biri çıktı krallık iddia ediyor!” sözü Romalıları rahatsız ederdi. Çünkü hâkim oldukları topraklarda siyasi bir iddia onların otoritelerini sarsabilirdi. Sanhedrin’in mensubu Yahudi liderleri de bu yola başvurdu.
Sayfa 88
Alıntı