İslâm dünyâsı ve bilhassa memleketimiz, çile çemberi içinde kıvranan muzdaripler, fuhşiyat bataklığında insanlık haysiyetine vedâ edenler, narkotik girdabında eriyip gidenler ve bîçâre, kanadı kırık, yorgun gönüllerle dolu olan âdeta bir sahrâ hastahânesi gibidir. Tabîbi az, hastası çok olan bir açık hava hastahânesi… Tabip rolü oynayanlar da, devânın kaynağı olan îman menbaına yabancılaşmış oldukları için, maalesef çoğu kez dertliler ve muzdaripler, daha beter bir çâresizliğe dûçâr olmaktadır.
Batı âleminin insanlığın başına musallat ettiği pozitivizm, materyalizm ve kapitalizm fırtınaları, yaklaşık iki asırdır, bütün dünyâyı acımasız bir şekilde kasıp kavurmaktadır.