Hayat aynı anda akıyordu, üstelik aynı mekanda ama herkes farklı yaşıyordu gerçekleri, acıları, duyguları, düşünceleri… çünkü hayat, her bedende daima farklı akıyordu.
Krizlerimiz baskıladığımız yerde yoğunlaşıp artık baskılanmayacak bir basınca gelince, yani ruhumuzun kömürü elmasa dönüşünce, duygularımız bir yanardağın volkanı gibi bilincimizin en derininden öyle çıkarlar ki yüzeye, hallerimize bulaşır, karekterimiz işte o zaman yüzeye ulaşırdı.