"Herkesi sürekli koşulluyor bu dünya! Uyarına gelmişse yalancı tanıklığa alıyor. Bir dilim ekmeği güç bulan, kendini özgür sanıyor. 'Kabahatin çoğu senin, kardeşim!' diyor Nazım. Yalan mı? Özgürce düşündüğü kurmacasında bir sürü aydın! Allayıp pulluyorlar gerçek sorumluyu. Çoğu yüreksizliğinden göremiyor aslında. Karşılarına dikilen olmuyor mu? Ne yiğitler çıktı, yıkıldılar! İşler iyice zora vardı şimdi. Bir sürü şaşkın kaldı ortada. Pazarlık uyacak bir gün! Ellerinden düşürmedikleri sol kitapların hepsi rafa kalkacak! Bu çirkef dünyaya ne cici yalanlarla tanıklığa kalkışacaklar, bakın, görün!"
"Ondan sonraki günler çevreye, dünyaya boz bulanık kirli bir cam ardından bakmaya başlamıştı sanki; çok iyi bildiğini sandığı şeyler bile, kuşkunun ağır gölgesiyle eski saydamlığını yitirmeye yüz tutmuş gibiydi. Yıllar yılı bildiğimizi sandığımız sıradan olaylar bile, basit de olsa bilemediğimiz ne gizli yanlar, yönler taşıyordu!"