"Oysa ben iyi biliyordum Aydın'ın ne şair ne de yazar olmayacağını. Türkiyemizde hiçbir çocuk yeteneklerinin doğrultusunda ne yetiştirilir ne de yetiştirme olanaklarına kavuşturulmuş olabilirdi. Aydın, babası şair olanların, mizah dergilerinde yazı yazanların, nelerle karşılaşabileceğini dört yaşındayken hapishane kapılarında öğrenmişti. Babası gibi yazar olması için onu kim zorlar da başarı sağlayabilirdi! Polisi dört yaşında tanımış, babası için söylenmiş türlü sözcüklerle kulakları gene bu yaşlarda doldurulmuştu. Daha uzun bir süre yazarların, şairlerin çocuklarından, babalarının işine özenenler yetişmez bu gidişle..."
"Hiç böyle ısınmamıştım;
Daldaki vişneye,
Vitrindeki aydınlığa,
Salça kokusuna mutfağımın.
Akan dereye, uçan buluta,
Hiç böyle ısınmamıştım yaşamaya."
(Edip Cansever)
"Dostları kaybetmek, buzdağlarının erimesi misali, insanın geçmişinden parçalar kopmasına benziyor. Bir giderek azalma hâli... Ülkü, o incelikli şair, sevecen yürek, çocuksu neşe, hayatımızdan kopan çok büyük bir parçaydı. O güzelim dizelerinde yaşıyor artık..."
(Ülkü Tamer: İncelikli Şair, Sevecen Yürek/Zülfü Livaneli)