Esengül Yanaroğlu

Esengül Yanaroğlu
@EsengulYanaroglu
Gönlü,Dünya'dan ve insanlardan soğumaya başlamış,kendi içine yürüyen insanlardan sade'ce biri..
Vazgeçmeyi ve Sükutu Öğrenmek
12 okur puanı
Nisan 2026 tarihinde katıldı
"Aklına hocası Üftâde geliverdi. Son anında bir dua etmişti ona. Hatırına düşüverdi o dua “Evladım” demişti Üftâde “Ben senden razıyım. Sultanlar atının önünde yürüsün.” Hiçbir şey demeden ata doğru yürüdü Hüdâyî. Binecek miydi gerçekten? Binecekti. Gitti ve bindi atın üzerine. Sultan Ahmed atın önü sıra yürüyor ve Hüdâyî atın üstünde gidiyordu. Allah kendine köle olanı sultanlara sultan ediyordu ve Sultan Ahmed kibir perdesini yırtmış tevazu denen sırrı öğ­reniyordu. Birkaç on adım gittikten sonra attan geri indi Hüdâyî. Gören herkes onun böyle atın üzerinde gittiğine ve Sultanın onun atını çektiğine şaşmıştı. Lakin iniyordu şimdi attan. Sultan Ahmed ne denli ısrar ettiyse de dinlemedi; indi. Bir kez daha söyledi Sultan; “Efendim” dedi “İnmeyin.”“Sultanım” dedi Hüdâyî “Ben bu ata binmezdim de sırf hocam Üftâde’nin duası yerine gelmiş olsun diye bindim” dedi ve yürüdü..."
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Zira dünyayı isteyenin düşmanıydı zaman, onu eksiltir, ondan alırdı. Lakin ahireti isteyene ilişmezdi." "Dünya için yaşayanın azabıydı zaman."
“Mal biter, mülk yiter, sevdiğin elden gider, can yurdunda duman tüter, geçer, elbet ömür geçer, bu fena yurduna üryan gelen, üryan gider. Bizim meftunluğumuz bu üryan hâlimize midir? Üzerimizdeki bir yamalı aba olsa ne olur, bir ipek yaba olsa ne olur?"
"İnsanlar malı mülkü oldu diye, dünyalığını buldu diye şükrederdi lakin o maldan, mülkten vazgeçti diye, dünyayı terk etti diye şükrediyordu. Şükrü yokluğaydı, varlığı azap biliyordu ve her gece varlık kuyusuna tekrar düşmemek için dualar ediyordu."
"Lakin şimdi ismi kendinden evvel yürüyor, hiç görmediği, bilmediği insanlar ona saygı gösteriyordu. Evet, bunun adı da şöhretti lakin bu ne makam için ne mevki için ne de zenginliği içindi. Kazandıkları, sahip oldukları için değildi bu ŞÖHRET, BIRAKTIKLARI VE TERK ETTİKLERİ içindi. Ve şöhretin böylesi külfetten çok nimet, zahmetten çok rahmetti."