..."Herkesin bir putu vardır.Kiminin putu şöhrettir mesela, kiminin putu şehvet , kimin putu paradır, kiminin haset, kiminin putu evladıdır belki ya da hayattır. "
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Biz gaflet vaktinde doğan çocuklarız. Gâfiliz yani. Dünyayı bizim için sanırız, hatta bizim sanırız. Oysa dünya dediğin her gelene ‘seninim ’ diyen bir gönül çalana benzer."
"Dünya demek eski vakitlerde yaşayan insanların lügatinde sadece dünya demek değildir. Dünya nefs demek, dünya hırs demek, arzu demek dünya , kibir demek, şehvet demek, kin, nefret demek... Yani dünyada yaşamak değil de dünyadan kurtulmak gerek onların zihninde. Oysa bizim için dünya sahip olunacak bir yer."
Yine nefis der ki:"Lakin elimde değildi ben fısıldamıştım, o söylemişti. Bu sözde bir hikmet var diye. Ben nefstim ama ne oluyordu bana ki kendime sahip olamıyordum? İlham ediyordum ona. Sezdiriyordum ama böyle yapmak istemiyordum. Neler oluyordu? Nasıl oluyordu? Anladım ki o beni yendikçe, ben değişiyordum. Ben onu kendime benzetemiyordum, o beni kendine benzetiyordu ve Allah yardım ediyordu ona."
Nefis der ki:"Engel olmalıydım ve durdurmalı, caydırmalıydım onu. Yoksa beni öldürecekti. Bir karar verdim. Verdim ki ona iyilikle yaklaşacaktım, hayrı söyler gibi yapacak ve öyle yaklaşacaktım ona. Yaklaştım sinsice ve sessizce fısıldadım: “Ey Mahmud bak nefsinle ne de güzel mücadele ediyorsun. Muhakkak ki sen kazandın bu savaşı. Hangi insan senin bu yaptıklarını yapabilir, hangi insan bunlara dayanabilir ve hangi insan bu kadar çok şeyi terk edebilir? Mümkün olmayanı mümkün ettin sen. Bütün varını yoğunu, malını mülkünü, şöhretini, mevkiini her şeyini terk ettin.” “Sen geçtin imtihanı işte. Tam oldun, tamam oldun. Yoksa dayanılacak şey midir bu yaptığın? Gücü yetmez ki insanın senin bu yaptıklarına.Şimdi sen bir başkasısın bak! Bu kadar da eziyet etme kendine” dedim...