Eğer kafasını öte tarafa çevirecektiyse düşünmemeliydi çünkü. Düşünmek demek akıl yürütmek demekti ve aklın uymak zorunda olduğu kurallar vardı. Bu kuralları sen icat etmediğine, her bir kuralın da ayrı bir müellifi olduğuna göre, demek ki akıl yürütürken başkalarının kurallarına göre ölçüp biçmek zorundaydın. 'Düşünüyorum, o halde yokum!' diye acı acı alay etti kendisiyle. 'Demek ki, düşündüğüm sürece ben ben olmamış oluyorum.'
Cehennemde yanmak koymuyordu. Hâttâ oraya odun olmak da koymuyordu. Koyan; günah, sevap, cennet cehennem meselesi, ar namus meselesi değildi. Yâr'e hıyanatlık meselesi, sıdktan yüz çevirip çevirmeme meselesi, hesap gününde utancından yerin dibine girip girmeme meselesi, edep hâyâ, terbiye meselesiydi.