Tahmini Okuma Süresi:
13 sa. 34 dk.
Sayfa Sayısı:
479
Basım Tarihi:
Kasım 2023
İlk Yayın Tarihi:
Mart 2013
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
ISBN:
9789750511547
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2023 19. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2023 00:00
Bu kitap hakkında destan yazsam az gelir, nereden başlasam anlatmaya bilemiyordum da🫨 Kitabin ilk bölümü simdiye kadar okuduğum kitaplar arasında en iyi ilk bölüme sahip olan bir kitapti. Sonraki 4 bölüm ise birbirleriyle alakasi olmayan ve ilk bolumle de alakalı olmayan sanki öykü okur gibi birbirlerinden farklı bölümlerdi. Hepside birbirinden ilginc ve eglenceliydi. Ve kitabin sonraki bölümlerinde tabiki bu ilk bölümler birbirine bağlandı. Tabi o süreçte hem cok eglendim hemde biraz beynim yandı. Ankara Mamak'in ilk zamanlari Konya'nın ise anneannemin çocukluk dönemini nakış gibi işleyen bir romanla karşılaşmak beni hem çok heyecanlandırdı hemde kendimi evimdeymis gibi hissettirdi. Anlattigi her sokağı, karakterlerin gittigi her yeri bende zihnimde hatta yeri geldi gercek anlamda gezdim. Tabi simdiki yerler farkli olsada temel olarak soyledigi yerler ve binalar aynen duruyor. Karakterlerin konusma ağzı(şive değil altını çizerim) ise birebir konya ağzıyla yazılmış. O yüzden bayildim, çok eglendim hatta konya ağzıyla konuşmalarını okurken normal konusuyorlarmis gibi okuduğum zamanlarda oldu. Gelelim kitabın ufak bir içeriğine... Tamamen kurgu, hayal ürünü, fantastik bir roman.. mezarından cikan ölüler, konuşan köpekler, gerçek çıkan rüyalar,kader, inanç, inançsızlık,sorgulama... daha da uzatirim. Bu tarz fantastik romanları pek okumam ama bu roman beni benden aldı. Sonu ise yaktı geçti... Sezgin Kaymaz'dan 3 roman ve 1 öykü kitabi okudum. Bu romanın sonuda beni şaşırttı açıkçası boyle beklemiyordum ama diger romanlarıyla kiyaslayinca romanlarında ki sonlarin benzer ozellikte olduğunu fark ettim. Sanırım kullandığı mantığı kavradim,. Bakalım bir sonraki okuduğum kitapta bu mantık işe yarayacak mi! Sezgin Kaymaz'in romanlari hem düşündürücü hem güldürücü cinsten oluyor,
KünSezgin Kaymaz · İletişim Yayınevi · 20231,728 okunma
Lütfen kitabı bitirdikten sonra incelemeyi okuyunuz.
9/10
·479 syf.·
2023 2. kitabı
Kün yani Arapça dilinde ‘Ol!’ kitabın içeriğini çok manidar yansıtan bir kitap adı olsa gerek. Sezgin Kaymaz bu romanında Ömer adında küçük bir çocuğun etrafında gelişen olayları okuyucuya din, aile, memleket, zorbalık, hayvanlar, ölüler ve diriler gibi birçok yönden yaklaşarak aktarıyor. Hüdai Ağa, Muzaffer hoca, Çeto, Aşut, Şeref, Hacı Naci Kalaycı, Menderes hepsi de romanın nev-i şahsına münhasır karakterlerini oluşturuyorlar. Roman çoğunluğu Konya olmak üzere Konya ve Ankara illerinde geçiyor. Konya ağzının hakim olduğu romanda karakterlerin günlük konuşmaları, alışkanlıkları, hareketleri tüm doğallığıyla okuyucuya sunuluyor. Hüdai Ağa, aslen babası olmadığı halde Gülsüm’ü kendi kızı gibi severken, diğer yandan Şeref kendi çocuğu Ömer’i sadece dövmekle kalmayıp aç, susuz da bırakıyor. Ebeveynlik sadece çocuğu doğurarak onun üzerinde söz hakkı sahibi olmak mıdır? Babalık ya da annelik sadece biyolojik bir olgu mudur? Çocukları bu dünyaya getirdikten sonra hayata olan sinirlerini onlardan çıkartmak, eziyet etmek, dövmek, hor görmek ya da sadece psikolojik olarak onları görmezlikten gelmek, yok saymak gibi yıpratıcı, üzücü ve çocuk üzerinde hayatının sonuna kadar travma oluşturacak davranışlar sergilemek yerine onları sadece sevseler çok daha psikolojisi sağlam çocuklar yetişecek. Çünkü dünyayı sevginin kurtaracağına inanıyorum. Rüyasının üzerine kapısında bulduğu sarı saçlı, siyah gözlü Ömer’i kendine emanet kabul eden Hüdai Ağa, sevgisiyle ve merhametiyle hepimize örnek oluyor. Romandaki en sevdiğim karakter olan Çeto, konuşabilen köpek ama sadece bazı insanlarla iletişim kurabiliyor; Ömer ve Hüdai Ağa. Yazarın hayvan sevgisini çok güzel işlediği bu romanda köpeklerin içimizi ısıtan hareketleri, gerçek hayatta köpekler aslında bizimle konuşuyorlar dedirten
KünSezgin Kaymaz · İletişim Yayınevi · 20231,728 okunma
Puan vermedi·479 syf.··
2017 25. kitabı
Öncelikle bu güzel eseri okumama vesile olan Serpil KAVAK Hocama sonsuz teşekkür ve şükranlarımı sunarak başlamak istiyorum. Rüyaların gerçeğe dönüşme aşamasında, hayata dair bir melodrama şahitlik ediyorsunuz. Kâh gülüyor, kâh gözleriniz dolu, dolu oluyor. Yazım dilinde Konya şivesinin tercih edilmesi daha bir farklı kılmış romanı, yazarımız böylece okuma esnasında akıcılığı sağlamış. Her ne kadar zaman, zaman küfürler yer alsa da romanda yöresel şiveyle aralarda kaybolup gidiyor. Sevgisizliğin ve dayağın insan hayatına etkisi ile bir taraftan da karşılığında merhametin ve sevginin her şeyi nasıl değiştirebileceği anlatılmış. Açgözlü Hacı Naci Kalaycı’ nın mezarlığı bile ranta çevirme planları tutmayınca iğrenç tezgâhlarını, mezarlarından edilen ölülerin şaşkınlık ve çaresizliklerine hayretler içerisinde okuyorsunuz. Her geçen gün yeşilliğin biraz daha hoyratça ve acımasızca beton yığını haline getirildiği ülkemizde, korkuyorum bu Hacı Naci Kalaycı gibi alçaklar türerse maazallah gömülecek mezar yeri de bulamayız artık. Kahramanımız Çeto da sadakati, Ömer ile sevgiyi, şerefsiz Şeref ile sevgisizliği ve kabalığı, Hüdai Efendi, Muzaffer Hoca ve Menderes Komiserle vefayı hatırlıyoruz, düzenbaz Aşut’ un ezan sesini sanki hisseder iken cami bahçesindeki fuar alanına döndürdüğü tezgâhından alış veriş yapıyorsunuz. Sizleri unuttuk sanmayın, Hacı Naci Kalaycı, yeğeni Samet, uşaklık yapan Behnan ve Tahir sizleri de alçaklıklarınızla hatırlayacağız yumruklarımız sıkılı. Yazım diliyle fark yaratan, akıcı ve güzel bir roman olduğunu düşünüyorum iyi okumalar değerli kitap dostları…
KünSezgin Kaymaz · İletişim Yayınevi · 20231,728 okunma
Ne Okudum Ben.
Puan vermedi·479 syf.··
2026 32. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 22:25
Nasıl yazmalıyım, nasıl ifade edebilirim bilemiyorum. Sezgin KaymazSezgin Kaymaz in Sevinç Kuşları serisini sevdiğim için bir kitabını daha okumak istedim. İyiki istemişim. Bu kadar sayfada bir insan bu kadar konuyu nasıl anlatabilir. Tamamen memleketimden insan manzaraları desem yeridir. Okumak isteyenler için kitap hakkında fazla spoiler vermek istemiyorum ama bir çocuk üzerinden eski, kendi çocuğunu hiç sevmeyen bir aile, kendisinin olmayan çocuğunu çok seven bir insan, ateist ama muhteşem bir insanın, cami imamı ile anlaşması, din üzerinden geçim sağlayanlar, kanun ve görev etiği ile doğru olduğuna inandığı duyguları arasında kalan polis.... Bütün bunların eski Konya da ve Ankara Mamak da geçen hikayesi. Muhteşem bir şive kullanımı.... Fantastik öğelerle muhteşem bir birleşim. Okumak isteyenlere kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitap.
KünSezgin Kaymaz · İletişim Yayınevi · 20231,728 okunma
Kün
Puan vermedi·479 syf.··
2023 24. kitabı
·
56 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2023 08:58
Kün, Sezgin Kaymaz’ın İletişim Yayınları’ndan çıkan Tanıl Bora’nın editörlüğünü yaptığı, kapak fotoğrafının Sarp Soysal’a ait olduğu muazzam bir kitap. Zaten bir eserin içinde Tanıl Bora varsa gönül rahatlığı ile alıp okuyabilirsiniz. Kitap ile ilgili ne diyeceğimi bilemiyorum. Çok uzun zamanda okudum, ki aslında bir çırpıda bitecek bir kitap. Son cümlesini okuduğumda elimle ağzımı kapatıp yerimden zıpladım ve evin içinde dolanmaya başladım. Çünkü öyle çok anlamı beynime hücum ettirdi ki… Sezgin Kaymaz okumayı zaten çok severim. Okurken çok eğleniyorum. Bu zamana kadar okuduğum kitaplarının hepsinde ölüm olgusu vardı. Kün’de de var. Dini, felsefeyi, gündelik hayatı çok güzel harmanlıyor. Kün’ e gelecek olursak. Hiçbir şey demek istemiyorum. Sanki Kün ile ilgili bir cümle kurarsam damağımdaki tat gidecek, sanki bir şeyler eksilecek gibi hissediyorum. “Gaç!” Sapsarı saçlı, kömür gözlü Ömer’in hikayesini okuyoruz. Bu hikayeye mezarlarından olan ölüler, Efraim Dayı, muhtar ve yeğenleri, Menderes, Muzaffer Hoca, Hüdai Nabit, şeref’siz, Aşut ve daha niceleri eşlik ediyor. Çok katmanlı bir kitap Kün. İçinde fizik de var, metafizik de. Dini ögeler çok fazla. Önce bunları anlamamak ve bu kadar çok olması rahatsız etti, ama sonra alışıyor insan. Konya şivesine de alışıveriyorsunuz. Bende günlük hayatta kullanma isteği bile oluştu. Anadolu’yu okuyoruz aslında, bildiğimiz insanları. Hiçbiri bize uzak değil, hepsini tanıyoruz. Ama bilmediğimiz bir yerden okuyoruz. Çok katmanlı, hüzünlü, komik, kendi atmosferinin içine çekip yaşanılanları izlettiren bir kitap. Keşke filmi çekilse, ne güzel olur! Çeto, sen muhteşem bir detaysın. “Annah!”
Edebiyat
KünSezgin Kaymaz · İletişim Yayınevi · 20231,728 okunma
Puan vermedi·479 syf.··
2022 33. kitabı
Arapçada “ol”, halk dilinde “elalem”, eski türkçede “güneş” anlamındadır “KÜN”. . Bu yazardan okuduğum ilk kitap. Yorumlara bakınca diğer kitaplarının çok daha fazla beğenildiğini gördüm. Hatta bazı okurlar içlerindeki en zayıf kitabı olarak değerlendirmiş. Ama ben çok sevdim Çünkü içinde Konya şivesi var ve ben yaklaşık 15 yılımı Konya’da geçirdim. Benim için buram buram nostalji kokan bir kitap oldu. Okurken o kadar keyiflendim ki çocukluğumun ,ilk Gençliğimin geçtiği il olan konya’daki şivenin birebir aynısını kitapta okumak bana çok zevk verdi. Bayıla bayıla okudum açıkçası. . Yazarın mizahi bir dili var ve aynı zamanda bu mizahi dile felsefeyi ve dini karıştırdığını da gözlemledim. Karıştırmak derken harmanlamak demek daha doğrusu. Hepimizin bildiği gibi konya’daki o mutaassıp tutumun sorgulanması oldukça eğlenceliydi. Bir okur olarak yazarın zekasını da çok beğendim. Bize dinle ilgili soru işaretleri vermesi ama bunu yaparken bir yandan da dini asla kötülememesi bence büyük bir zeka ürünü. Kitapta çok miktarda rüya ile amel olunur mu ,olunmaz mı tartışmasını yaşayabiliyoruz. Hatta neredeyse ana konu “rüya ile amel olunur mu ?” diyebilirim. . Sapsarı saçları ve simsiyah gözleri olan çocuk “Ömer” karakteri çok fazla yer ediyor kitapta, zaman zaman fazla uzatmış dediğim de oldu. Kurgusu çok başarılıydı; ben açıkçası herhangi bir kurgu hatası görmedim ,gözlemlemedim. Asıl olay hamam yangınından sonra ortaya çıkıyor o da Hepi topu 50 sayfa diyebilirim. Yani bütün olay son 50 sayfada oluyor. Bu nedenle biraz uzatılmış diyebilirim. Ama onun haricinde güzel bir konu ;senaryolaştırılabilir ve çok da başarılı olabilir diye düşünüyorum. Bir de konuşan köpek Çeto var ve bence en başarılı karakter o. Her sayfada onun gelmesini bekledim resmen. Çok tatlı bir
KünSezgin Kaymaz · İletişim Yayınevi · 20231,728 okunma
Puan vermedi·479 syf.··
Beğendi
·
2024 10. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2024 21:49
Sezgin Kaymaz’ın ilginç bir yazarlık serüveni var. Gittiği okulları yarım bırakan, spor alanında çeşitli dallarda çalışarak hayatını sürdüren şu anda yazarlık üzerine yoğunlaşan biri. KÜN kelimesinin anlamını sorguladığınızda “Allah’ın yaratma gücünü ve süratini anlatan dinî-tasavvufî terim.” Tanımı çıkıyor karşınıza. Romanda aslında biraz mistik, biraz tasavvuf havası içinde sürüp gidiyor. Köpek konuşur, Ömer köpekle konuşur, rüyalar gerçek olur, hilekaf Aşut’un ezan okuması ölüye can olur. Her şey içinde bir hikmet taşır. İhsan Oktay Anar okumuşsanız romanın dili size aşina gelecektir. Daha önce Kemal Varol’dan Haw’ı okumuştum. Konuşan köpekleri görmüştük. KÜN’de ise Çeto çıkacak karşınıza. Hikaye Ankara ve Konya şehirlerinde geçer. Kahramanlarımız bir Ankara’dadır bir Konya’da. Hacı Naci Kalaycı Ankara’da bir rüya görür Yeşilbayır ona taht kılınmıştır. Naci kalaycı Yeşilbayır’ı yağmaya girişir. Gözünü en son mezarlığa diker. Mezarlık ona vaadedilen tahtın merkezidir. Mezarlığı talan eder Naci Kalaycı. Ölüleri yerinden eder, kemiklerini çukurlara gizler. Ölüler ne bu dünyaya ne de öbür dünyaya aittir artık. Huzuru kaçan ölüler dirilere musallat olur. Hüdai Nâbit(Hüdai ağa) Konya’da bir rüya görür. Rüyasında ömer ona emanet edilir. Gün gelir Ömer Hüdai ağanın karşısına çıkar. Rüyayla gerçek birbirine karışır. Ta ki emanet sonunda sahibine teslim edilene kadar. Ömer Konya’da yaşayan kapkara anne babanın,sapsarı saçlı,bembeyaz tenli, simsiyah gözlü çocuklarıdır. Ömer bir rüya görür rüyasında Hüdai Ağa’ya emanet edilir. Ömer bir rüya görür rüyasında Ankara ilindedir. Bir evin damından göğe yükselir. Gün gelir rüya ile gerçek birbirine karışır. Rüya gerçek olur. Muzaffer hoca bir rüya görür rüyasında kavakların arasında iri yarı bir adam görür. Muzaffer hoca
KünSezgin Kaymaz · İletişim Yayınevi · 20231,728 okunma
Puan vermedi·479 syf.··
2023 81. kitabı
Rüyaların gerçeğe dönüşme aşamasında, hayata dair bir melodrama şahitlik ediyorsunuz. Kâh gülüyor, kâh gözleriniz dolu, dolu oluyor. Her ne kadar zaman, zaman küfürler yer alsa da romanda yöresel şiveyle aralarda kaybolup gidiyor. Sevgisizliğin ve dayağın insan hayatına etkisi ile bir taraftan da karşılığında merhametin ve sevginin her şeyi nasıl değiştirebileceği anlatılmış. Açgözlü Hacı Naci Kalaycı’ nın mezarlığı bile ranta çevirme planları tutmayınca iğrenç tezgâhlarını, mezarlarından edilen ölülerin şaşkınlık ve çaresizliklerine hayretler içerisinde okuyorsunuz. Diğer yanda Konya'da ailesinin gazabına uğramış bir küçük Ömer (Anne-Babalık kavramının sadece Biyolojik olarak olmadığını) ve ona sahip çıkan Hüdai Ağa'nın hikayelerine ayrı ayrı bayıldım. Yer yer inanç ve inançsızlık üzerine Konya'da vukuu bulan iç titreten Aşut'un ezan okumaları ve verilen tepkiler. Kitap tek bir karakteri anlatmak yerine, birden fazla karakteri, mekanı, olay örgüsünü ayrı ayrı anlatıp sonunda muhteşem bir şekilde, bir araya getirip sonuçlandırıyor. Böylece kitabın sonunda tek bir son okumuyorsunuz. Bu durum her karakterin sonunu ayrı ayrı birden çok kitabın sonunu okuyormuş gibi zevk alarak bitirmenize sebep oluyor. Keyifli Okumalar .
KünSezgin Kaymaz · İletişim Yayınevi · 20231,728 okunma
10/10
·476 syf.··
Beğendi
·
2026 72. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 21:46
Kitabın giriş cümlesi ve giriş bölümü aslında kitap boyunca bir hikayeden bir romandan çok insan fıtratı, ölüm, varoluş, din ve cinsiyet üzerine bir çok noktaya adım atacağımızı gösteriyor. Öncelikle kitaba adapte olmanız bi 50-100 sayfa kadar sürecek ilk başlarda kopuk kopuk anlatılan tüm karakterler, olaylar vs. hepsi bir yerde birleşmeye başlayacak. Sezgin Kaymaz, cidden çok enteresan bir dil yoğurmuş kitap boyunca. Sınırları iyice zorlamış anlayacağınız. Hem metafiziksel hem yöresel ağzı çok güzel harmanlamış. Bence bu yönü kitabın en güçlü tarafı. Böyle bir dil harmonisi içinde kitap gayette akıp gidiyor. Genel olarak kitap, sadece olay örgüsü ile değil dil ve anlatım biçimi ile oldukça öne çıkan bir kitap. Zaman zaman zorlayan bir yapısı olsa da bu okuyucu da daha kalıcı bir anlam bütünlüğü sağlıyor(bence). Son olarak ise yazarın kendine özgü üslubu, ara ara argo tabirler ile şiirselliğini bir araya getirmesi ve ölüm temasını mizahlaştırabilmesi ama bu mizah içinde kaybolmadan aynı zamanda bizi sarsan bir biçimde işlemesi bence hem yazarı hem de kitabı Türk edebiyatında önemli bir noktaya taşıyor. Okuyacak herkese keyifli okumalar :)
KünSezgin Kaymaz · İletişim Yayınevi · 20231,728 okunma
Hüdai Ağa ! Hooooooop !
10/10
·479 syf.··
2025 8. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2025 20:17
Sezgin Kaymaz’ın okuduğum ilk kitabıydı. Bir dil ancak bu kadar akıcı ve güzel kullanılabilir. Yöresel şiveleri kullanmasına rağmen hiç mi sıkılmaz, hiç mi tıkanmadan okur insan. Çoğu sayfada kahkahalarımı tutamadım, sonunda da garip bir şekilde ölümün bir çocuk için ( Ömer ) en doğru sonucu olduğuna karar verdim. Ömer, Çeto, Hüdai Ağa, Menderes Komiser, Muzaffer Hoca hepsine ayrı ayrı hayran kaldım.Sesli kitap ile tanıştığım ilk eser oldu.Okurken aldığım keyifi alamam derken hayatıma yeni bir heyecan getirmenin mutluluğu icindeyim:)
1000k
KünSezgin Kaymaz · İletişim Yayınevi · 20231,728 okunma

Yazar Hakkında

Sezgin KaymazYazar · 17 kitap
Sinop (Erfelek) doğumluyum. 5 yaşıma kadar orada kaldım, babam bizi terk ettikten sonra 5 kardeş, bir de anne Konya'ya taşındık. İlkokulu ve Koleji (O zamanlar Maarif Kolejiydi) Konya'da bitirdim. 1980'de Hukuk okumak için Ankara'ya geldim. Sporla ilişkim okulla olan ilişkime ağır bastığı için üçüncü senemde Hukuk Fakültesinden ayrılıp Hacettepe İngiliz Dil Bilimine geçtim. Son sınıfa kadar okulun en başarılı öğrencilerinden biri olmayı bile becerdim. Son sınıfa dönemlik kaydımı yaptırmaya gittiğim gün Türkçe dersini alttan almam gerektiğini, çünkü çaktığımı söylediler. Ben de sinirlenip son sınıftan terk ettim. O arada öğrenci affı çıktı. 10 sene önce sıkılıp bıraktığım Hukuk Fakültesinin 10 sene önce yüzüne bile bakmadığım derslerine üç ay çalışarak hepsini verdim ve afla geri dönüp yeniden Hukuk öğrencisi oldum. Bir süre sonra sınıf arkadaşlarım işi abartıp bana "Amca" demeye başladıkları için tekrar sıkıldım ve tekrar bırakıp İngiliz Dil Bilimine döndüm. Çok şükür diplomamı aldım.  Spora cirit ve çekiç atarak başladım, daha sonra hentbolü seçip 31 sene boyunca antrenörlük yaptım. Araya sıkıştırdığım spor değil okul oldu her zaman. Bu süreçte Kulüp takımlarının yanı sıra Millî Takımları da çalıştırdım.  1990 senesinde günlük uyku ihtiyacımın 1-2 saati geçmediğini, hâttâ 3 saat uyuduğum zaman ertesi gün akşama kadar baş ağrısı çektiğimi fark ediverdim. Geceleri okumaktan sıkılınca da yazmaya başladım. Çok sevdiğim bir arkadaşım taslaklardan birini İletişim'e sızdırınca da Can KOZANOĞLU bana "yazar" dedi. O günden sonra spor dahil diğer bütün işler "araya sıkıştırılan" işler oldu. Yazmanın bu kadar hoşuma gideceğini bilseydim 31 sene top peşinde koşmazdım. Gerçi şu anda Voleybol Federasyonunda top kovalamaya devam ediyorum ama gecelerin bana kalan birkaç saatlik kısmı var. Orada yazmaya çalışıyorum.