Adı:
Geber Anne!..
Baskı tarihi:
Temmuz 2013
Sayfa sayısı:
365
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754706475
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Eski yayıncıların ilân dilinde "meraklı bir eser" diye bir kalıp vardı, "kitabın sonunu çok merak edeceksiniz" anlamında; Geber Anne! her yönüyle "meraklı bir eser". Merak edilecek olaylar neler? Orası çok karışık: Otoriter anne Melek Hanım, baba Şükran Bey, oğulları Tufan ve Tayfun, köpekleri Sarı... İsmailoğlu ailesi bu kadroyla mutlu bir hayat sürerken... Sonrası karmaşık, komik, heyecanlı. Sezgin Kaymaz, ilk romanı Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz Misafir'le başlattığı "fantastik eğlence"yi Geber Anne!'de başarıyla sürdürüyor.
(Tanıtım Bülteninden)
"Geber Anne!" Ne garip bir kitap ismi değil mi?
İnsan kitabı alırken dahi yanlış bir şeyi eline alıyormuşçasına suçluluk duygusuna kapılmadan edemiyor. Zira söz konusu anneler olunca, bu sözün şakası bile insanı ürpertmeye yetiyor. Bu yüzden 'Geber Anne' dedirtecek olaylar silsilesini merak edip alınan bu kitap, ne yazık ki annelerin görmemesi için kitaplığın en kuytu köşesinde yer bulacak sanırım kendisine. :) Sezgin Kaymaz'ın taze okuyucularından biri olarak tek kitap ile yazarı harcamak değil niyetim fakat kitabın beklentimi karşılamadığı da aşikâr. İsmailoğulları ailesinin hikâyesini anne olgusu üzerinden anlatan bir eser var karşımızda. Ailenin gözbebeği olan mükemmel bir anne.. Gerçi herkesin annesi kendisine göre mükemmeldir fakat eğer bu denli mükemmel kabul edilen bir anne büyük bir suç işlediği düşünüldüğü için bir anda gözden düşüyorsa işte o zaman her şey alt üst olur. Düşünüldüğü için diyorum çünkü bazen hatta çoğu zaman hayatta her şey göründüğü gibi olmuyor ne yazık ki. Görünen olaylar, gerçek olana birer perde olabiliyor kimi zaman. Yüzeyde var olan özü yansıtmıyor fakat hüküm görünene göre veriliyor. Işte kitaptaki olaylar da okuyucuya tam olarak bu mesajı veriyor. Her gördüğüne inanma, özüne bir bak, araştır bakalım derununda neler var, sonra hükmünü ona göre ver diyor her fırsatta yazar. Aslında yaşadığımız hayatta sıkça unuttuğumuz bir meziyet ve çokça yaptığımız bir hatayı belirtmesi bakımından kitabın bu yönünü sevdim. Sevmediğim tarafina gelince, eserde anlatılan bu olaylar ilerleyen sayfalarda zamansızlık kavramı üzerine oturtuluyor. Yani yazar, zaman diye bir şeyin olmadığını ve bunun beynimizin bir oyunu olduğunu ileri sürerek olayları bağlamaya çalışıyor. Haliyle okurken insan kendini zihni bir kargaşa içinde bulduğundan olayları sağlam bir temele oturtamıyor. Temanın güzel olması fakat kurgunun havada kalması ister istemez beklentiyi aşağılara çekiyor. Bana kalırsa yazar, ilginç ve çarpıcı bir kurgu oluşturmak adına temayı feda etmiş ama bu durum kitabın kalitesine gölge düşürmüş. Bunun yanı sıra eserde yer alan diğer bir olgu da, zamansızlık kavramına paralel olarak, ölen bir insanın, yeni doğan bir insanın ruhunda var olması ve kimi zaman bu yeni insanın düşüncelerine hükmedebilmesi durumu. Gerçekçi olmamasının yanı sıra sağlam bir kurguyla desteklenmediği için okuyucuyu kendine çekemiyor bu olgu. Yazarın anlatım tarzına diyecek sözüm yok. Zira sürükleyici ve güzel bir kalemi var. Kurgudaki boşluklar olmasaydı daha kaliteli bir eser olabilirdi diye düşünüyorum. Kitabın fazlasıyla ilginç olan ismine gelince yazar okuyucuyu bu konuda fazlasıyla tatmin ediyor. Kitabı bitirince neden böyle bir isim seçildiği konusunda aklınızda soru işareti bırakmıyor. Ayrıca bölümler hâlinde yazılan kitapta her bölümün başında çoğunlukla Mevlâna olmak üzere Shakespeare, Fürûzanfer ve Tebrizli Şems'ten alıntılara yer verilmiş. Bu alıntılar esere yer yer hoşluk katmış. Velhasıl-ı kelâm yüksek beklentimi karşılayamasa ve sonunda 'Vay be, harikaydı.' dedirtemese de, orta kalitede güzel bir eserdi. Şansımı yazarın çokça övülen eseri Lucky'de denemeyi düşünüyorum. Herkese keyifli okumalar dilerim. :)
Tamam kitabın ismi biraz garip gelsede bu kitapta yıllardır unutamadığım bir yuvarlak masa oyunu vardır. Nedir bu yuvarlak masa oyunu derseniz, alında kitabı okuyun. Şaka tabiki. Kısaca bahsetmek isterim. Size yapılan bir kötülüğü,kusuru veya büyük bir yanlışı affedip sineye çekmek. Oyunun adı neden yuvarlak masa derseniz,size yapılan hatadan dolayı artık elinize bir koz geçmiştir ve bunu ömür boyu o kişiye karşı ima ile veya dolaylı yollarla kullanabiilirsiniz. Affederek avcuna almak mı, kin güderek karşına almak mı? Birde itiraf;
Kitabı yanlış anlamasın diye evde edebiyat dergisinin arasında okuyarak annemden sır gibi sakladığım dogrudur :)
Kitabı baştan sona büyük bir merak ve keyifle okudum. Yazarın okuduğum üçüncü kitabı Geber Anne sürükleyici ve her zaman ki kendine has tarzıyla okuru kendine hapsediyor desem yeridir. Gerek kitabın adı gerek kitabın konusu çok etkileyiciydi. Boyutlar arası gezen ruhların varlığı, olaylara bakış açımızın hayatımızı ne kadar yönlendirdiği, bulunduğunuz zamanın gerçek zaman olup olmadığını sorgularken buluyorsunuz kendinizi. Hiç sıkıcı değil, çok rahat okunabilen OKUNASI bir kitap. Çok beğendim ben.
Zaman, rüyalar, gerçeklik, güzellik ve aile üzerine ilginç bir hikaye. Başarılı bir kurgu, keyifli bir anlatım. Daha ne olsun :) Yalnız İletişim yayınlarına ve bu kitaba pek de yakışmayan bir kapak tasarımı var maalesef.
Canım Sezgin Kaymaz kitabı biraz fazla uzun tutsa da yine akla gelmeyecek güzel bir konu koymuş önümüze. Tabi bunu 1998 senesinde yapmış ki biz tembelliğimizden okumamışız.

Fantastik öğelerin fazlalığı akıl karıştıracak diye korkulabilir ilk etapta fakat Kaymaz bunu o kadar ustaca yapıyor ki sanki bir efsane dinliyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz okurken. Melek anneyi merak ediyorsunuz, ona çok kızıyorsunuz, nefret ediyor "ne kadar kibirli bir kadın bu" diye nefret kusuyorsunuz. "oh olsun "diyorsunuz -tabi Kaymaz'ın bu kadar güzel bir sona bağlayacağını bilmeden. Sezgin Kaymaz okumaktan hiç pişman olmadım. Hep yazsın hiç durmasın bence.
Sezgin Kaymaz'ın iki adet hikaye kitabını okuyup, üslubunu çok beğenmiştim. Mizahi anlatımı çok güçlüydü. İlk kez bir romanını okuma fırsatım oldu. Öncelikle böyle bir konu beklemiyordum. Şaşırttı beni Sezgin Kaymaz. Başında etkileyici bir girişle başlamıştı, sonra gerçek dünya-rüya sorgulaması ile o kadar çok uzun süre meşgul etti ki ortalarına doğru Sezgin Kaymaz romanını beğenmedim demeye doğru gidiyordum ki finale doğru fazlasıyla toparladı. Kurgu birleşti ve fazlasıyla mutlu etti. Gereksiz bir kaç karakter ve fazlaca uzatılmış anlatımlar olmasa ya da bu karakterleri de olayın içine yedirebilse çok fazla keyif alabilirdim.
Özet olarak bir anne-oğul ilişkisinden yola çıkarak Melek-Şeytan ikilemini insanı sorgulatacak şekilde yansıttığı ve bunu yaparken hiç rahatsız etmediği için başarılı buldum.
Parapsikoloji, gizem ilgi alanım olmadığı ve beğendiğimi söyleyemeyeceğim halde kitap ilginç bir şekilde kendini okutuyor. Türden hoşlananlar okuyabilir.
Bu kitabı bir çok kişiye tavsiye ettim. Herkesin okuması gereken bir kitap. Adı çok rahatsız edici olsa da, anneniz görmesin diye saklayarak ve de "ya ben ne okuyorum" diye hayıflansanız da kitabı okuduktan sonra iyi ki okumuşum diyeceksiniz.
Bölümler halinde ilerleyen kitapta ilk bölümde aileyi, çocukları ve eşi ile sıkı bir bağı olan otoriter bir anneyi tanıyoruz. Daha sonra olaylar gelişiyor ve çocuğunun çok sevdiği, hayran olduğu annesine kurduğu "Geber Anne" sözü ile kitap yön buluyor. İpucu vermeme adına olaydan ve olaylardan bahsetmiyorum ama okunurluk dili, yaşanılan olayların kurgusu, işlenişi ve karakter ilişkileri çok güzel anlatılmış. Bir noktadan sonra zaman kavramları da işlenerek hikaye çok şaşıracağınız, tahminlerinizi boşa çıkartarak ilerliyor. Eleştirisel olarak kitabın sonu daha güzel bir bağlayıcılık ile bitirilebilir, bir vuruculuk da orada yapılabilirdi ama yükselen olaylar sakinleşerek bitirilmiş.
Yazarın okuduğum ilk kitabı, okuyacaklarım arasında bir kitabı daha var. Okumanız gerekenlere eklemelisiniz.
"Kimsenin kimseyle karşılaşması rastlantısal değildir. Her karşılaşmanın bir amacı vardır."
Sezgin Kaymaz
Sayfa 276 - İletişim Yayınları
"İnsansa, parayı gördü müydü, hayatı unutur, karıyı gördü müydü ölümü unutur, karnı acıktı mıydı her şeyi unutur... İnsan, önem vermediği şeyi unutur... İnsan için en önemsiz şeydir hayat..."
Sezgin Kaymaz
Sayfa 180 - İletişim Yayınları
"Dağın başında, ihtiyar çobanın biri, 'Aktaş-Karataş' diye diye yatar kalkar, namaz kıldım sanırmış. Zamanın behrinde, ermiş kişilerden biri gelmiş yanına. 'Oğlum,' demiş. 'Namaz öyle kılınmaz. Bak ben kılayım da öğren.' Arkasından, sureleri belletmiş çobana. 'Bundan sonra böyle kılacan,' demiş. 'O zaman Allah ancak kabul eder.' Sonra inmiş dağın yamacındaki gölün kıyısına. Postunu atmış suyun üstüne kendisi de kayığa biner gibi binmiş onun üstüne, karşı kıyıya doğru seyran etmeye başlamış. Derken efendim, bi de bakmış, ihtiyar çoban, yalınayak başıkabak koşturup gelmekte suyun üstünden. 'Ermiş amca, ermiş amca, rükûda ne diyecektim unuttum,' diye de sorarmış bir yandan. Ermiş, şöyle bir bakmış suya batmadan karşısında dikilen adama, sonra da eğilip, kendi muhtaç olduğu hayvan postuna bakmış. 'Git,' demiş. 'Senin aktaşın, karataşın bizim duamızdan daha makbuldür. Bildiğin gibi kıl namazını."
Sezgin Kaymaz
Sayfa 56 - İletişim Yayınları
"Saygı; üzmekten, kırmaktan, sıkıp bunaltmaktan, kaybetmekten, gözden düşmekten, elden kaçırmaktan ve bir daha onun gibisini bulamamaktan korkmak... onun için saygı sizin dediğiniz şey değil... anladınız mı şimdi?"
Sezgin Kaymaz
Sayfa 48 - İletişim Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Geber Anne!..
Baskı tarihi:
Temmuz 2013
Sayfa sayısı:
365
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754706475
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Eski yayıncıların ilân dilinde "meraklı bir eser" diye bir kalıp vardı, "kitabın sonunu çok merak edeceksiniz" anlamında; Geber Anne! her yönüyle "meraklı bir eser". Merak edilecek olaylar neler? Orası çok karışık: Otoriter anne Melek Hanım, baba Şükran Bey, oğulları Tufan ve Tayfun, köpekleri Sarı... İsmailoğlu ailesi bu kadroyla mutlu bir hayat sürerken... Sonrası karmaşık, komik, heyecanlı. Sezgin Kaymaz, ilk romanı Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz Misafir'le başlattığı "fantastik eğlence"yi Geber Anne!'de başarıyla sürdürüyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 75 okur

  • Bahri İskender
  • Eda ELKIRAN
  • Mustafa Akkaş
  • Ipek bozkurt
  • EZGİ KAHRAMAN SEVİNDİK
  • Ayşegül Öztürk
  • Elif Gül
  • Gökçe Ünlütepe
  • Didem Uluçay
  • Hcr

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.1
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%9.1
25-34 Yaş
%21.2
35-44 Yaş
%45.5
45-54 Yaş
%15.2
55-64 Yaş
%3
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73.1
Erkek
%26.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.5 (8)
9
%26.5 (9)
8
%32.4 (11)
7
%5.9 (2)
6
%5.9 (2)
5
%2.9 (1)
4
%0
3
%0
2
%2.9 (1)
1
%0