9,2/10  (9 Oy) · 
24 okunma  · 
8 beğeni  · 
566 gösterim
“Lucky, o sırada sitenin bahçesini, siteyi Batıkent’e bağlayan caddeden ayıran bahçe duvarına doğru füze hızıyla gitmekteydi.
Kim görse, duvara çarpacak derdi, ama tabii ki öyle bir şey olmadı. Sanki havada fren yaptı it! Sonra zarif bir iniş yaptı donmuş toprağa. Hiç kaymadı ayakları. Aynı zarafetle olduğu yerde yüz seksen derece döndü. Kendisini çağırıp duran adama bakarak boynunu eğdi, donup kurumuş çimlere burnundan sıcak hava püskürttü, sağ patisiyle bir boğa gibi eşeledi durduğu yeri.” Lucky adlı muzır bir Doberman sayesinde ve kaderin cilvesiyle
yolları kesişen insanların hikâyelerini anlatıyor Sezgin Kaymaz.
İnsanın ağzından köpeği anlatmakla kalmayıp köpeğin gözünden de hayatı izlememize imkân tanıyor. Muhabbeti bol, neşesi de hüznü de eksik olmayan bir roman. “Bu ‘puşt, dalavereci, üçkâğıtçı, yılan ruhlu, ispiyoncu ve
yalancı, şerefsiz ve haysiyetsiz’ köpeğin peşinden, Mevlana’dan, Nietzsche’den, Âşık Veysel’den (hatta bazen bizzat Lucky’den!) deyişlerin rehberliğinde Ankara’nın bütün alemlerini dolaştık, milletvekillerinden ev kadınlarına, taksicilerden orospulara, çeşit çeşit hayata girdik.”
Aksu Bora
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2000
  • Sayfa Sayısı:
    493
  • ISBN:
    9789754708257
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
böcürt 
 23 Nis 12:06 · Kitabı okudu · 13 günde · 10/10 puan

Hani Yaşar Kemal'in bir tarzı vardır, Stephen King'in kendine has bir kalemi vardır ya işte Sezgin Kaymaz'ın kalemi de bambaşka. Yaşar Kemal tabiat tasvirinde neyse Sezgin Kaymaz da olay tasvirinde o. Okumaktan ziyade izliyor havasındaydım. Çok başarılı bir kalem ancak beni asıl etkileyen hayata bakış açısı oldu. Hayır, hayata bakış açısından bahsetmemiş yazar. Bahsettiği olay, durum ve kişilerinden çıkarıyoruz bunu.
Dağılmam Arap'ın kısa hikayesiyle başladı. Bir ara tıkandım, okuyamadım. Hani vicdanım el vermedi. Sorumlu hissettim kendimi...
Çok yönlü bir kitap bahsedilen.Tek bir şey söylemek istiyorum. EMPATİ yoksunu çocuklar yetiştirmeyelim lütfen. Empati ve vicdan büyük oranda sonradan öğrenilen şeyler. Vicdanlı insan önce kendisini sonra tüm canlıları sever ki tüm sıkıntılar empati eksikliği ve dolayısıyla vicdan yoksunluğundan ortaya çıkar.
Sokak hayvanlarına-tüm insanlara- YAŞAYABİLECEKLERİ ortam oluşturmaya çalışanları mahallenin delisi olarak adlandırmayacak çocuk ve büyükler yeşerir böylece.
Belki! En değersizin en değerli hale geldiği günümüzde hatırlayış olur bu kitap bize.

Okuyalım lütfen!

Sinan Tütüncüler 
20 Mar 14:40 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 7/10 puan

Bu dünyaya bir görev için gelmiş bir Doberman ve o görevin farkında olan bir Ankara zengininin ilginç, garip ve keyifli hikâyesi, Lucky. Eğer bir film senaryosuna dönüştürülüp, sinemaya aktarılabilse, 1970’li yılların, sıcak ruhlu Türk filmleri kıvamında bir esere dönüşebilecek bir hikâye. Elbette o kıvamı yakalamak için, Tahsin Baydur karakterini rahmetli Hulusi Kentmen’in oynaması gerekirdi.

Romanda, bir taksi durağında tanışmaya başladığımız, dişi bir doberman olan Lucky, İsviçre’de bir dağ köyündeki köpek çiftliğinden alınarak Türkiye’ye getirilmiş bir köpektir. Yaşaması kaderin bir cilvesi gereği, özel bir hikâye ile başlayan Lucky, Türkiye’de de her anı aksiyon dolu, yaşamı kendi kuralları ile yaşayan ve bu kuralları ona her sahip olan kişi ve aileye dayatan bir baskın karakterdir.

Hikâye temel olarak dört temel mekânda geçiyor. Lucky’nin ilk sahibinin evi, geçici olarak kaldığı taksi durağı, yeni sahibinin evi ile, kaderin ağlarını ördüğü misafirlik evi. Her bir mekânda bolca karakter, gerek Lucky’li gerek Lucky’siz, her biri kendi içinde bağımsız hikâyeleri, diyaloglarla harmanlanarak, tek bir ana hikâyenin gövdesini oluşturuyorlar.

Sezgin Kaymaz, bu romanda karakterleri canlı kılma ve gerçekçi ve güçlü diyalog metinleri yazma konusunda oldukça başarılı olmuş. Her karakter kendi meşrebince, kendi zihinsel derinliği seviyesinde, gerçekçi konuşma dillerine sahipler. Taksicilerin her birinin konuşma dili ve derinliği ile Tahsin Bey ve Mücella Hanımın konuşma dilleri ve derinlikleri çok farklı ve yazar bu gerçekliği çok iyi yakalamış.

Roman zaman zaman, özellikle Lucky’nin aktif olduğu sahnelerde, çizgi film formatına kaymış. Akışkan, raslantısal, bazen abartısal ve bol kazalı sahneleri zihnimde canlandırmak için, çizgi film tekniklerinden yardım almak zorunda hissettim kendimi.

Gülmek ve ağlamak ve diğer duygusal tepkiler, romanın sahnelerinin birçoğunda iç içe geçmiş. Aynı sahnede hem gülmek, hem ağlamak, hem utanmak hem de iğrenmek mümkün. Buna esas olan sebep ise, romanın bir yanı ile toplumsal gerçekliğe uzanırken, diğer yanı ile edebiyatın hayal ve yaratım yönünü başarılı bir şekilde kullanması. Örneğin genelev gerçekliği, tüm detayları ile romanda yerini almış ve bu gerçekliğin içinde bir yandan utanır ve boğazınız düğümlenirken, diğer yandan bu gerçekliğin içindeki komediyi de yakalayabiliyorsunuz. Ama nihayetinde, Alaaddin’in sihirli lambasından çıkan bir cinin, genelev bataklığından kız kaçırma senaryosunu, bir mutlu son sahnesinin coşkunluğunda seyrediyoruz.

Lucky, tüm bu zengin hikâye sürecinin katalizörü konumunda. Alakasız insanları, alakasız nedenlerle bir araya getiren ve tüm o alakasız adamların bir birlerini alakasız bulmadıkları bir ilişkiler yumağı.

Hikâyenin temel dokusunu kader ve kaderin gerçekleşmesini sağlamak için görevlendirilmiş bir köpek oluşturuyor. Yazar, girişi ve çıkışı belli iki nokta arasında, karmaşık bir rotada bize uzun bir yolculuk yaptırıyor. Çünkü romanın bize sunduğu mantığa göre ulaşılacak nokta en sondan belli. Herkes, o noktaya ulaşmak için bir göreve sahip ve bu yol ile görevler zaman zaman eğri büğrü, inişli çıkışlı gözükse bile neticede varması gerektiği yere bir şekilde varır. İşte Lucky, tüm bu hikâyede, hikâyenin tüm karakterlerini kaçınılmaz sona bağlayan ipleri birbirine kavuşturan bir katalizör rolünde.

Kaderin, inanışın içinde dahi tam olarak bu anlama sahip olduğu konusunda şüpheliyim. Kaldı ki, inancı sorgulayan zihinler tarafından, hayata dair böyle bir bakışa ciddi bir itirazda bulunulacağından eminim. Ancak bu tip bir bakış açısının romana bir sır ve gerçeküstücülük kattığı ve bu şekli ile romanı daha renkli kıldığı kesin. Neticede insanlar bir zamanlar birbirinden kopmuş annesi ile çocuğunun, çok yıllar sonra bin bir türlü rastlantı ile birbirine kavuşmalarını seyretmeyi ve buna kader demeyi çok seviyorlar. Dünyada birbirleri ile kavuşamayan binlerce anne çocuk olsa bile.

Nejla GÜNEŞ 
09 Ağu 13:50 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 8/10 puan

Her bir kitabı birbirinden ilginç ve merak uyandıran konularıyla severek okuduğum bir yazar Sezgin Kaymaz. Lucky adlı bu kitabı da kapakta her ne kadar köpek resmi olsa da ve Köpekle ilgili bir roman olduğunu düşündürse de aslında öyle değil. Eve baş kahramanı Lucky adında bir doberman ama mevzu derin. Lucky 'nin hayatına dahil olduğu insanların acı, tatlı, gizemli, komik, trajik, sırlarla dolu hayatlarını öyle güzel bir akış içerisinde romanlaştıran yazara hayran olmamak elde değil. Bir çok yerinde anlatılan olayı yaşıyor kimi zaman kahkahalar atarken kimi zaman hüzünle gözleriniz dolabiliyor. Bir çok yerinde de yazarın olmazsa olmazı sosyal mesajları içeren bölümler var ki mest oluyor , nasıl bir düşünce gücüne ve zekaya sahip bir kalem diyebiliyorsunuz. Sırada kitabın devamı Farfara var

nisa nur selçuk 
10 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Harika bir kitap.Öncelikle hayvan sever biri değildim.Köpeklerden huylanır,korkar ve nefret ederdim.Bu kitap bana köpekleri sevdirdi açıkcası bana sadık ve ölümüne sevgi dolu bir köpeğim olsun isterdim.