Gezegenimizi mahvetmemize yol açan ahmaklıkla, kendimize ve başkalarına acı verirkenki merhametsizliğimizle, içimizdeki tamahkârlığın ve ödlekliğin ve hasedin boyutlarıyla, kendi turdeşimiz olan canlıların arasında caka satarak yürürkenki kibrimizle yüzleştiğimizde yazının - o yönüyle bakıldığında, edebiyatın veya başka bir sanatın - bize bir şeyler öğrettiğine inanmak zordur. Eğer Larkin'in elinden çıkmış "Ağaçlar yaprağa kesiyor, / Tıpkı insanın dilinin ucuna kadar gelen bir şey gibi" benzeri dizeleri okuduktan sonra hâlâ onca vahşeti gerçekleştirebilecek gücü kendimizde buluyorsak, o halde belki de edebiyat hiçbir şeyin olmasını sağlamıyordur.
Dünyanın en tuhaf mahlûku, suç işlediğinin bilincinde olan mahlûk. Adam biliyor ki bu yaptığım doğru değil. O zaman başka bir şeye dönüşüyor. O zaman kaybetmiş oluyor işte, öldürse de. Ama tabii bunu suç kabul etmeyenler de var. Asıl korkunç olanlar onlar.