“Kendini,” diyor sol eliyle sağ omzunu gösterip,”şurada hayal et.” Sonra beni oraya çekiyor, hayal hemen gerçek oluyor. Hiçbir hayal bu kadar gerçek olamaz.
Bir kaldırıma çöküp ağladım
lakin bu sefer insanlar bana garip bakmadı
ya beni tanıyorlardı
ya da çektiğim acı tanıdıktı.
Ama ben yine bir kaldırımda ağladım anne.
Söz vermiştim sana
ama ne için hatırlamıyorum
hatta o çok sevdiğim şarkının
sözlerini de unuttum,
en sevdiğim şiiri de.
Ben kendimi de unuttum,
İnsan cevap bulamayınca mı unutur bulunca mı.
Yaşamı iki parmağıma sıkıştırdım,
ezik bir suretti o zihnimde.
Bu yüzden değer veremedim binlerce suretin içerisinde.
Ayağım takıldı,
kimse kaldırmadı.
Benim suçum bağcığımı bağlamamışım,
o yüzden kendim kalktım.
Kabullendim acılar kadar
mutluluklar da yalancı olabilir.
O zaman pinokyo'nun burnunda çiçekler yetişir.
Su döksem ahşap şişer mi,
tıpkı içim gibi.
Nefes aldım, bu kadar sorgulamak benim cehennemim.
Keşke cennete gitseydim.
O çok sevdiğim şiiri yazan şairin yazdığı ana, cennetin yanına.
düşleyemedim kimseyi senden sonra
ne tenimde, ne gönlümde
kızdılar bana senin yerini almak isteyenler
seni unutamadım diye kızdılar
sanki ihtimalmiş gibi.