hastayım, yalnızım, seni yanımda
sanıp da bahtiyar ölmek isterim
mahmûr-ı hülyâyım, câm-ı lebinden
kanıp da bahtiyar ölmek isterim
bir olmaz emelin düşdüm peşine
vuruldum hüsnünün şen güneşine
güzel gözlerinin aşk ateşine
yanıp da bahtiyar ölmek isterim
taliin kahrı var her hevesimde
boğulmuş figanlar titrer sesimde
o güzel ismini son nefesimde
anıp da bahtiyar ölmek isterim
Çağdaş Bir Ürperti şiirinde; “Ve artık anlatmak için yeryüzünün tuğlalarını seni anlatıyorum.” diyen İsmet Özel, Of Not Being A Jaw şiirinde; Tam düşerken tutunduğum tuğlayı, kendime rab bellemeyeceğim.” diyor. Bu, bir şairin; en güzel vazgeçişidir.
Benimle diriliyor sahrada ölen ahu,
Kuşku mağarasında kafese girdi puhu,
Sende şimşekler çeken aynı ses,
“böyle kalsın”
Nasıl arzuluyorsan aldırma, öyle kalsın,
Bir gün kurtulacağım bu dağın eteğinden,
Âşıklar beslenecek kalbimin peteğinden.