" İlişkideki bütün alt-metin bu olur. Sosyal kimliklerden gelen beklentilerinin farkına varıp hem kendini hem de eşini özgür kılabilmek, sağlıklı bir ilişki kurabilmenin önemli bir adımıdır. Beklentiler elbet olacaktır ama bunlar dürüstçe konuşulup paylaşılmalıdır. Böyle bir yolculukta iki taraf da "kendi" olmaktan çekinmez. İlişkileri hiç eskimez. İşte bu ilişkide cinsel hayat da heyecanını kaybetmez. Çünkü karşısında özü dipdiri, duygusal açıdan sürekli yenilenen bir insan görür.
Erkek, doğası gereği hiyerarşiye duyarlıdır. Bir sosyal ortama girdiği zaman kim güçlü, kimin sesi çıkıyor, kimin bedeni ne diyor hemen hepsini kolaylıkla okur. Çünkü genlerinde ekipteki yerini bilmek, ekip olarak avlanmak var. Çünkü tek başına avlananlar yok oldu, ekip olarak avlananlar ise kabileler kurmaya başladı. Kadın ise ilişki kurma, hiyerarşiden ziyade arkadaşolma peşinde. Boşuna değil ilişki kurması. Çünkü adam avcılığa gittiği zaman dönmeyebilir. Muhtemelen de dönmeyecek. Peki çocukları nasıl yaşayacak? Eğer kadın ilişkiler kurarak çevredekilerle dayanışma içine girerse o da çocuğu da kurtulacak. Kadının gücü ekip oluşturma gücüdür; böylece, "Bunun kocası dönmedi, hepimiz bir araya gelip onu destekleyelim," olgusu gerçekleşir.
Cinselliğe saygıyla yaklaşı lmalıdır. Sadece çocuk sahibi olmanın değil; edebiyatın, şiirin, müziğin, yaratıcılığın, aşkınlığın kaynağı olarak da görülmelidir.
Cinsellik diğer gereksinmeler gibi değildir. Cinsel ilişki ruhun derinlerine inen bir eylemdir. Bireyler bilmese de, bundan kaçınsa da cinsel ilişkide özlerin, ruhların birleşmesi de vardır. o nedenle cinsellikte kişinin bilinçli ve ne yaptığını bilerek, bu sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekir.