Eslem

Eslem
"Zamanın her şeyi kolayca değiştirip yok ettiği bu kirlenmiş çağda içinize dokunan, size dünyayı ve kendinizi sevdiren hiçbir inceliği unutmayın."
4/10
·143 syf.··
2023 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2023 16:49
Emrah Serbes'in ismiyle çok kez karşılaştığım bir kitabıydı, kütüphanede karşıma çıkınca aldım. Birkaç günde okuyup bitirdim. Sokak edebiyatını sevmediğimden mi yoksa birkaç farklı ergenin pek de hoşuma gitmeyen iç dünyalarını argo bir dil ile kaba bir şekilde dışavurmasından mıdır nedir bilmiyorum kitaba çok ısınamadım. Sadece "Anneannemin Son Ölümü" adlı kitabın ilk hikayesinden çok etkilendim. Devamında rahatsız olduğum kısımlar da oldu diyebilirim. Okudum ama okumadan da yaşanabilirmiş. Çok da tavsiye ettiğimi söyleyemem.
Edebiyat
Erken KaybedenlerEmrah Serbes · İletişim Yayıncılık · 202111,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·50 syf.··
2020 29. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2020 01:01
Ülkesindeki savaştan kaçmış ama içinden savaşı atamamış, gittiği yere de savaşın korkusunu getirmiş her an ona ulaşacaklarını beklemiş, onu çağırdıklarında ise iradesini kıramayıp bir köle gibi savaşın seline doğru kendini sürükleyen bir ressamın doğru bildikleri, karısına olan sevgisi ve içinde onu sürükleyen anlamsız güce karşı verdiği savaşı anlatan güzel bir hikaye. Okumayı düşünenlere tavsiye ederim.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175,1bin okunma
8/10
·142 syf.··
2020 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2020 13:28
Edgar Allan Poe'nun okuduğum ilk kitabıydı ve gotik edebiyatına, karanlık diline ve üstün kurgu becerisine hayran kaldım. Gerçeğe giden yolda öyle mantıklı açıklamalarla ışık tutuyor ki okura, kendinizi kitaptaki gizemin peşinde koşan insanların içinde buluveriyorsunuz. Beğendiğim bir kitap oldu. Okumayı düşünenlere tavsiye ediyorum.
Morgue Sokağı CinayetiEdgar Allan Poe · Notos Kitap · 201919,3bin okunma
10/10
·196 syf.··
2020 27. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2020 22:45
Cennetten bir köşe olan o güzel ütopyanın medenileşmek (!) için harcadığı vahşi çabayla nasıl kendi kendini yiyip bitiren bir distopyaya dönüştüğünün hikayesi Son Ada... Son umudun, son sığınağın, son kurtuluş yerinin demokrasi (!) adı altında her şeyi yok etmek için yaşayan bir Başkan tarafından nasıl heba edildiğinin hikayesi Son Ada... Sevgi, dostluk, güven ve huzurun küçük hırslarla zenginlik hayali uğruna nasıl da yitirildiğini gösteren, sessiz kalındığında insanın elinden hak ve özgürlüklerini alanların, onlara yaşamı zindan edenlerin sorgulanmayıp bilakis alkış tutulduğu bir düzeni gösteren, onları sorgulayıp karşı çıkanları düşman kabul edip tüm umutları tükendiğinde o 'karşı çıkan düşmanın' kuracağı yeni dünyada kendilerine yeni bir hayat kurma hayaline tutunan sessizlerin, manipüle edilmişlerin, asıl sorumluya gözlerine kapatıp onun doğurduğu sorunları düşman belleyenlerin hikayesi Son Ada... Aslında acı bir şekilde bizim hikayemiz Son Ada... Martılar'ı "Ötekiler" kabul ederek okuduğumuzda aslında mutluluk içinde yaşadığımız azınlıkların nasıl da hırs, kötülük ve yok etme içgüdüsüyle hareket eden bir 'Köpekbalığı' tarafından heba edilişini görmek mümkün. Tıpkı aynı ülke toprakları içinde aslında kimsenin yıllarca sorun yaşamadığı kişileri birden bire azınlık ve öteki kabul eden ruhu kötü yöneticileri betimleyen harika kurgulanmış bir metafor örneği olmuş martılar... Büyük usta Yaşar Kemal'in övgüsünü hak etmiş ve gerçekten tek tek düşündükçe o 'Kurtarıcı' yılan kovucusunun insanlara umut verip oyalayıp sonra kaçışı, tilkiler, o sessiz sakin göze batmayan çocuğun herkesten cesurca davranması, sonsuz bir yakma yıkma felaketi felaketle söndürmeye çalışma, ötekileştirme, küçük bir kesimin haklarını elinden aldıkça sesini çıkarmayanların uğrayacağı
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362,2bin okunma
10/10
·184 syf.··
2020 26. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2020 19:08
"Nasılsa kişisel gelişim olay örgüsü olmadan da okuyabilirim günlere yayarak" diyerek bugün hastane kuyruğunda başlayıp aralıksız okuyarak bitirdiğim çok güzel bir eser. Ne söyleysem az kalacakmış gibi gelse de başlayayım. Şerif hocamız ülkemizin aydınlık yüzlerinden, burayı yaşamaya değer kılan o iyi kalpli, işinin hakkını veren, miskinlikten uzak üretmeye iyileştirmeye ve güzelleştirmeye kendini adamış nice güzel insandan bahsediyor. Hem de bizim insanlarımızdan! Obama'nın hikayesini okuyup Amerikan başkanı olmayı hayal etmek yerine, arkadaki boş araziye bir meyve çekirdeği dikmeyi, bir köy okuluna bağışta bulunmayı kısacası gerçekleştirmemizin mümkün olduğu eylemleri yapma enerjisi ve gücü veriyor insana kitabımız. Kitabın sonundaki "Uğur Böcekleri'nin" sözlerini dikkatle okudum. Hemen gerekli yerlere başvurularda bulundum ve mail attım gönüllü olmak istediğime dair LÖSEV ve Kızılay'daki gönüllülük faaliyetlerimden çok daha farklı bir proje olacağını görebiliyorum. Umarım ben de bu ülkenin aydınlık yüzleri için çabalayan o güruhun içinde kendi kıvılcımımla yer edinebilirim. (Böyle bir gelişme yaşandığında bu iletiyi güncelleyeceğim.) Kısacası kitabımız iyi, faydalı ve girişimci bir insan olmayı, hangi işi yaparsak yapalım hakkını vermemiz gerektiğini, karşılıksız sevgi ve bilgi paylaşımını, ülkemizin iyi ve kötü yanlarını (ki eleştirdiği yönler 2011 yılından bugüne çok daha korkunç bir hal almış durumda en son yazdığı kitapta nasıl bir öfkeyle kaleme almıştır o garibanın sırtından geçinen kesimi hayal edemiyorum), bolca sorgulamayı öğütleyen ve bunu bizden biri olarak abinle sohbet ediyormuşçasına sıkmadan güzellikle bize aktaran çok güzel bir eser. Herkese şiddetle tavsiye ediyorum.
Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi BağlardıAhmet Şerif İzgören · Elma Yayınevi · 20196,1bin okunma