Rumi Hazretleri diyor ki: Yaratıklar üç kısma ayrılır: Sırf akıl olan ve şehvetten arınmış melekler, sade şehvet olan hayvanlar ve hem akıl hem şehvetten oluşmuş insanoğlu... İnsanın yarısı akıl yarısı şehvet, yarısı melek yarısı hayvandır. Yarısı yılan yarısı da balıktır. Balık olan kısmı onu suya doğru çeker, yılan olan yanı ise toprağa doğru sürükler."
Kafeste korkudan aklını kaçırmak üzere olan çocuğun, bir anda milyonlarca insanı öldürmeye yetkili olması, ölümü bile anlamsız, sıradan ve olağan kılmıştı.
Bu çınardan hep korkardım. Meyvesi insan olan ağaçtı bu. Bir tarihte idam edilen birçok devlet büyüğü bu ağacın dallarına asılmış ve kurumuş birer meyve gibi rüzgârla döne döne çürümüşlerdi. O günden bu yana ağacın çevresinde hiç rüzgâr esmezdi. Asitane'nin minare külahı uçuran namlı fırtınalarında bile bu ağacın yanına gidenler, yapraklarının kıpırdamadığını görürlerdi. Öyle durgun, kıpırtısız bir hava olurdu orada. Çünkü kan kokan çınarın yanına yaklaşan rüzgâr bile suspus olur, ağacın enli yaprakları arasına ya da yaşlı gövdesindeki kovuklara saklanırdı. Kaç asırdır burada duran ağaç, fırtınaları, rüzgârları, boranları yutuyordu.