Eslem Akkurt

Onun nazarında bu kadar hiç olacağımı tahayyül edemiyordum.
Reklam
Hâlbuki ben onun için bir hiçtim; gelmiş ve geçmiş birisi... Nasıl anlatayım efendim, çorabının yırtığı, şapkasının kurdelesi kadar benimle alâkadar olmuyor, evlerindeki kedi kadar bile beni sevmiyordu.
Koy başını göğsüme, böylece,ellerin avuçlarımın içinde bana anlat. İstersen ağlaya ağlaya anlat..
İçimdeki ateş, herkesin ısınmak için bana sokulmasına kâfiydi. Ben de onu üfleyip çoğaltmak, orada bir yangın yapmak ihtiyacını duymuyordum.. Lâkin, ey sevgilim, görüyorum ki bu, kıvılcımlarını senin kalbine sıçratamayacak kadar fersizmiş.
'Sen sevgiline ne verebilirsin sanki ? Kalbini mi ? Pekâlâ,ikincisine? Gene mi o? Üçüncü ve dördüncüye de mi o?... Atma be adaşım, kaç tane kalbin var senin?.. Hem biliyor musun, bu aptalca bir laftır: Kalbin olduğu yerde duruyor ve sen onu filana veya falana veriyorsun.. Göğsünü yararak o eti ordan çıkarır ve sevgilinin önüne atarsan o zaman kalbini vermiş olursun...'
Reklam