Toplumumuzda yirmi yaşındaki bir gencin bakirliğiyle alay edilmesi ve erkekliği konusunda ispat gibi görülmesi ne acıdır. Gerçek güç gösterisi, gerçek enerji, kendini kontrol etmek ve iradesine hakim olmak değil midir? Gerçek erkeklik budur, başka bir şey değil; kendine hakim olmaktır.
Carlyle'nin, Thackeray'de en nefret ettiği şey Fransız usulü aşkı hayatın tek varlığıymış gibi görmesiydi, ancak aşk (aşk dediğimiz şey) hayatın sadece kısa bir döneminde
yaşanır ve bu kısa dönemde bile daha önemli işlerimizden yalnızca biridir. İşin doğrusu aşka tutulduğunuz dönemlere
kimse dönüp bakmak, hatta bahsetmek istemez.
Vasat, karaktersiz, enerjisi düşük, ahlaki değerleri zayıf arkadaşlara takılmak son derece zararlıdır. Maalesef itiraf etmek gerekirse dünyanın her yerinde işe yaramaz öğrenciler mevcuttur. Grubu bulandırırlar, delilikleri gruptaki diğerlerine de bulaşır. Restoranda, özellikle fakültedeki küçük yemek masalarında gürültülü, metotsuz, içi boş konuşmalar olur. Bu sohbetlerden ekstra coşmuş olarak çıkılır, haylaz kaba saba arkadaşın en ufak sapkın düşüncesiyle dolduruşa gelinir. Alem ortamlarına, barlara takılmaya gidilir. Bu ortamlardan çalışma alışkanlığına geri dönüş zor ve zahmetli olur. Bu hal, gencin dürtülerine, süte katılmış yanlış bir maya gibidir.
Dünya üzerinde tüm değerler gibi ahlaki özgürlük de siyasi özgürlük de uğraş vermeyi ve savunmayı gerektirir. Yoğun uğraşların, sebatın ve de becerilerin meyvesi olacaktır. Özgürlüğü hak etmeyen hiç kimse özgür olamaz. Özgürlük ne bir hak ne de bir olgudur, o bir ödüldür. Mutluluk için en elzem, en büyük bir ödüldür. Bir manzara için güneşin ışığı neyse hayatın tüm olaylarında da özgürlük öyledir. Ayrıca ona ulaşamayan, hayatın tüm güzelliklerinden mahrum kalır.