Beethoven'in Dokuzuncu Senfonisi'ni duyunca pum pum pum diye mırıldanmaya başlar, Giza'daki piramitleri görünce "Ne güzel, " deriz. Aslında çıkardığımız bu seslerin bir deneyimi temsil etmesi beklenir, ancak içleri boş olduğu için ne kendimiz ne de karşımızdaki kişi nasıl bir deneyim yaşamış olduğumuzu tam olarak anlayamaz. Böylece, kendi izlenimlerimizin dışında kalır, onlarla ancak yüzeysel bir ilişkisi olan, bizi sıradan bir tanımın ötesindeki her şeye büsbütün yabancılaştıran buz tutmuş bir camın ardından bakarız kendi izlenimlerimize sanki.