Yavaşça dokun yaralarıma.
Yavaşça.
Annesi dün ölmüş çocuklara dokunurcasına şefkatle. Bin yıllık mushafın sayfalarına nasıl dokunursa insan, öyle dokun.
Ben kolayca incinirim bilirsin. Kolayca hasta olur, kolayca vazgeçerim zor olan ne varsa.
Modern hayat; otomatik, mekanik, tekdüze, tek sesli,naylon,kokusuz,steril,tek frekanslı aşkları dayatıyor hepimize.
Oysa aşk,masa üstündeki kurmalı saattir. Gözlerine bakmayı, ellerine dokunmayı gerektirir.
Dostluklar da böyledir bir yanıyla .
Siz sanırsınız ki,o eski dostlar bıraktığınız yerde aynı mekanik döngüyü sürdürürler.
Öyle değil.
Dostlar da kurmalı saatler gibidir; onların da kalplerine dokunmalısınız.
Teknoloji kola takıldığı anda çalışan saatleri icat etse de, sahici hayat hâlâ kurmalı saatlerde akıyor.
İnsan hayatın bir yerlerinde ölüyor aslında. Ruhuyla arasına yaşamak kadar uzun bir mesafe giriyor. Ölüyor insan ve yeniden diriliyor. Umut etmek için diriliyor, başlayabilmek için diriliyor, doğru dürüst bir tek cümle kurabilmek için diriliyor işte.
Sonra... Sonrası karanlık.